Sometimesilay

Sometimesilay
@Underthemoon_8
6/10
·136 syf.·
2023 5. kitabı
Ödön von Horváth’ın kaleme aldığı “Tanrısız Gençlik”, döneminin faşizm eleştirisi niteliğinde bir romanıdır. Romanın ana karakteri ve anlatıcısı olan öğretmen bu faşist ve ırkçı düzende asıl benliğini, fikirlerini ortaya çıkaramayan düzenin korkuttuğu ve sindirdiği bir eğitimcidir. Bu düzende önce inancını yitirmiş, fakat sonrasında vicdanının sesiyle yaratıcıyı yeniden bulacaktır. Kitap Nazi Almanyasının nefretle dolu öğretileri ve zihin yıkamalarının özellikle gencecik zihinler üzerindeki korkunç etkisine dikkat çekiyor. Bu bakımdan George Orwell’ın 1984 romanındaki ütopyaya benzetebiliriz. Orada olduğu gibi bu kirli dünyaya doğan genç beyinler; bu öğretileri kabullenmiş, sindirmiş ve benimsemiş. Her şeyi okuyorlar ancak kör bir zihinle okuyor, hiçbir şey öğrenmiyor ancak ve ancak dalga geçiyorlar. Algılayışlar kör, pencereleri dar. Bilirsiniz insan ancak ve ancak görmek istediğini görür ve inanmak istediğine inanır. Bu çocuklar dini öğretilerden, ahlak, vicdan ve erdemden yoksun yetiştiriliyor. Öğretmen ise yapmak zorunda oldukları ve vicdanı arasında sıkışmış, durumundan gayrimemnun. Bakmak zorunda olduğu ailesinin sorumluluğunu ve mesleğini kaybetme korkusunu omuzlarında taşıyor. Kitapta; insanların özgürlükleri, benlikleri, yaşayışları ve hatta düşünceleri tek bir tip düşünce altında eziliyor. Herkesten itaat beklenen bir dünya… Ahlak ve erdem yüceliğine inananlar için yüreklere azap verici bir düzen. Kadınlar zarafet ve incelikten yoksun, erkekler bir o kadar acımasız. Kitapta yer yer öğretmenin yaptığı iç hesaplaşmalar var. “Doğru olanı yapma” nın verdiği hafiflik mi, “görmezden gelme” nin kolaylığı mı? Vicdanının sesi mi, mesleğini kaybetme korkusuyla itaat etmesi mi? Bu açıdan kitap insana öğretmenle birlikte kendi iç dünyasını da sorgulatıyor. Zaman zaman
Tanrısız GençlikÖdön Von Horvath · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20234,709 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
6/10
·176 syf.·
2023 4. kitabı
Öncelikle filmi olan kitapları okumadan önce filmleri izlemenin okuyucunun hayal gücüne ket vurduğunu düşündüğüm için filmini izlemedim henüz. O yüzden filmi ve kitabı arasında bir kıyaslama yapamıyorum ne yazık ki. Kitabın ana karakteri olan Gatsby kibar, zengin, yakışıklı, bölgenin en görkemli partilerine ev sahipliği yapan bir adam. Zeki ve geleceği parlak görülüyor. East Ege’de yer alan malikanesinde büyük ve ihtişamlı partiler veriyor ve gelen tüm konukları kabul edip çok güzel bir şekilde ağırlıyor. (West Egg ve East Egg arasındaki ayrıma da değinmek gerekirse West Egg için asıl zengin insanların yaşadığı, East Egg içinse daha mütevazı bir yer diyebiliriz) Evi, bahçesi, giyimi kuşamı her şeyiyle olduğu gibi “muhteşem”. Gatsby aynı zamanda gizemli bir adam geçmişi, ailesi, işi bilinmiyor. Bu yüzden okuyucunun merakını cezbediyor. Kitabın ilerleyen kısımlarında tüm bu gösteriş ve tantananın kitabın kadın anakarakteri olduğunu düşündüğüm Daisy için olduğunu anlıyoruz. Gatsby, her şeyi Daisy için göze alan ve fedakar bir aşık. Kitapta da geçtiği gibi evindeki her şeyi Daisy’nin “sevilen” gözleriyle verdiği tepkiye göre sanki yeniden değerlendiriyor, 5 yıl sonra bir öğle sonrasında bir yabancının bahçesine “uğrayabilmek” için gelip geçici asalaklara yıldız ışığı dağıttığı bir malikâne satın alıyor… Daisy’den bahsedecek olursak varlık içinde büyümüş, şımarık ve güzel bir karakter. Hikayeyi Daisy’nin kuzeni, 3. bir kişi olan Nick’ten dinliyoruz. Kitap genel olarak kısa bir Amerikan filmi tadında. Okurken sıkılmadım, özellikle sonlara doğru heyecanlı ilerliyordu. Yalnızca bazı kısımlar biraz daha detaylandırılsaydı daha güzel olurdu diye düşünüyorum.
Muhteşem GatsbyF. Scott Fitzgerald · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202527bin okunma
5/10
·416 syf.·
2023 3. kitabı
Bu kitabı lisedeyken bir arkadaşım övgüyle tavsiye etmişti, uzun zamandır okumak istiyordum. Başta adından dolayı "Vadideki Zambak" gibi bir aşk romanı olduğunu sanmıştım. Olay örgüsü olan, Kafka'nın kavuşamadığı aşkına yazdığı bir roman... Fakat sonrasında Kafka'nın imkansız aşkı Milena'ya yazdığı mektuplardan oluşan bir kitap olduğunu anladım. Açıkçası roman okumayı seven biri olarak benim için biraz hayal kırıklığıydı. Kitap boyunca edebi değeri yüsek Kafka'ya ait mektuplar bulunuyor. Kitabın son kısmında Milena'nın Kafka'nın yakın arkadaşı Max'a yazdığı birkaç mektup yer alıyor ancak kitapta Milena'nın Kafka'ya yazdığı cevap mektupları yer almadığından bu aşka neredeyse tamamen Kafka'nın penceresinden bakıyorsunuz diyebilirim. Kitabın başında kısaca Kafka ve Milena'nın hayatlarından bahsedilmiş. Hikayelerine hakim olmak açısından atlamamanızı öneririm. Milena çok aşık olarak evlendiği kocasıyla sorunlar yaşayan bir kadın, Kafka'ysa imkansız aşkına mektuplar yazan umutsuz karamsar ve hasta bir adam. Mektuplarda altını çizdiğim birçok yer oldu ve Kafka'nın bütün benliğiyle Milena'ya aitliğini bildirdiği mektuplarda "Senin" imzası gibi güzel detaylar mevcuttu. Fakat her ikisinin aşkına hakim olan büyük bir korku hissediliyor, nitekim birbirlerinden vazgeçtiklerini görüyoruz. Mesafelere rağmen uzun süre devam eden birbirlerine bağlılıkları engeller karşısında son buluyor. Birbirlerinden vazgeçmelerine rağmen sevgilerinin devam ettiğini Milena'nın Max'a yazdığı mektuplarda Kafka'yı sorması ve "Beni sevdiğini biliyorum. Beni sevmekten vazgeçmeyecek kadar iyi ve çekingen biri o. Vazgeçmeyi bir suç olarak görecektir." demesinden anlayabiliriz. Uzun lafın kısası buruk bir aşk hikayesinin bir o kadar buruk mektupları...
Edebiyat
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Koridor Yayıncılık · 202365,9bin okunma
7/10
·312 syf.·
2023 2. kitabı
Anksiyete ve kaygı bozukluğuyla başa çıkmaya çalışan veya kişisel gelişime ilgisi olanlara kesinlikle tavsiye edeceğim kitaptır. Bu kitabı bana birkaç ay önce görüştüğüm bir psikiyatrist önermişti. Açıkçası faydalı olup olmayacağı konusunda tereddütlerim vardı. Tamamen bütün sorunlarıma çözüm buldum ya da bu kitabı okuduğunuzda destek almanıza gerek kalmaz, kaygı, anksiyete gibi hayatınızı etkileyen major problemlerinizi çözebilirsiniz diyemem. Ancak kaygılı biri olarak bu kitabın kendimi anlamama, küçük alıştırmalarıyla benim motivasyonuma katkı sağladığını söyleyebilirim. Bir problemle karşılaştığımızda bu probleme bir çözüm getirebilmek için öncesinde onu çok iyi anlamamız gerekir. Anna Williamson da bu kitapta tam olarak bunu yapmış. Kaygıyı birçok yönüyle ele alarak bunu bize çok iyi tanıtıyor ve zaman zaman kendi tecrübelerinden verdiği örnekler size iyi anlaşıldığınızı ve samimiyeti hissettiriyor. Bölümlerin arasına serpiştirilmiş alıştırmalarla edindiğiniz bilgileri pekiştiriyor ve ruhsal anlamda rahatlama sağlıyor. Tam olarak rehber niteliğinde bir kitap diyebilirim. Mesleki terimlerden arındırılmış ve basit bir dille de yazıldığı için herkese hitap edebileceğini düşünüyorum. Tüm bölümler size uygun olmayabilir, kitapta sosyal fobi, bağımlılık gibi konular da ele alınmış. Sadece ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz bölümü okuyabilirsiniz. Bu kitabı bir kütüphaneden ödünç almıştım ancak ihtiyacım olduğunda, alıştırmaları istediğim zaman tekrar edebilmek için kütüphanemde bulunması için almaya karar verdim.
Psikoloji
Kaygıyla Başa ÇıkmakAnna Williamson · Timaş Yayınları · 2024109 okunma
8/10
·85 syf.·
2023 1. kitabı
Kitap 3 bölümden oluşuyor. İlk bölüm: Bir grup eski lise arkadaşının bir araya gelmesi, 2. bölüm: Ana hikaye, 3. bölüm: bu grubun hikaye hakkındaki yorumlarından oluşuyor. Ana hikaye metaforik. 4 karakter içeriyor: Kokarca ve Koşarca adında iki fare, Mırın ve Kırın adında iki insan. Hikayenin güzel yanı oldukça basit, anlaşılır ve herkesin hayatına uyarlanabilir olması. Ana tema ise: Değişim ve değişime adaptasyonumuz. Hepimiz hayatımızın farklı yerlerinde büyük küçük, güzel çirkin pek çok değişiklik yaşıyoruz. Kimi zaman adapte olmayı reddediyor değişimin getirdiklerini kabullenmeyerek kendimize eziyet ediyoruz. Kimi zaman yaşadıklarımıza ayak uyduruyoruz ve çoğu kez bu pek kolay olmuyor. İşte bu hikaye de tam olarak bizlere bunu anlatıyor. Okuduğunda insana farklı bir bakış açısı kazandırıyor ve bence aslında dert ettiğimiz şeylerin ne kadar aşılabilir olduğunu gözümüzün önüne seriyor. Bu kitabın kabullenme ve değişimi kucaklama açısından hayatıma bir şeyler kattığını düşünüyorum. Uzun lafın kısası tavsiye ederim, çerez niyetine okunur.
Kişisel Gelişim
Peynirimi Kim Kaptı?Spencer Johnson · Epsilon Yayınevi · 20192,060 okunma