…yalnızca bir keresinde büyük bir açıklıkla söylemiş olduğum şey çıkıyor, yani senin asıl talihsizliğinin ben olduğum ortaya çıkıyor, başka hiç kimse değil, sadece ben.
Anksiyete ve kaygı bozukluğuyla başa çıkmaya çalışan veya kişisel gelişime ilgisi olanlara kesinlikle tavsiye edeceğim kitaptır. Bu kitabı bana birkaç ay önce görüştüğüm bir psikiyatrist önermişti. Açıkçası faydalı olup olmayacağı konusunda tereddütlerim vardı. Tamamen bütün sorunlarıma çözüm buldum ya da bu kitabı okuduğunuzda destek almanıza gerek kalmaz, kaygı, anksiyete gibi hayatınızı etkileyen major problemlerinizi çözebilirsiniz diyemem. Ancak kaygılı biri olarak bu kitabın kendimi anlamama, küçük alıştırmalarıyla benim motivasyonuma katkı sağladığını söyleyebilirim. Bir problemle karşılaştığımızda bu probleme bir çözüm getirebilmek için öncesinde onu çok iyi anlamamız gerekir. Anna Williamson da bu kitapta tam olarak bunu yapmış. Kaygıyı birçok yönüyle ele alarak bunu bize çok iyi tanıtıyor ve zaman zaman kendi tecrübelerinden verdiği örnekler size iyi anlaşıldığınızı ve samimiyeti hissettiriyor. Bölümlerin arasına serpiştirilmiş alıştırmalarla edindiğiniz bilgileri pekiştiriyor ve ruhsal anlamda rahatlama sağlıyor. Tam olarak rehber niteliğinde bir kitap diyebilirim. Mesleki terimlerden arındırılmış ve basit bir dille de yazıldığı için herkese hitap edebileceğini düşünüyorum. Tüm bölümler size uygun olmayabilir, kitapta sosyal fobi, bağımlılık gibi konular da ele alınmış. Sadece ihtiyacınız olduğunu düşündüğünüz bölümü okuyabilirsiniz. Bu kitabı bir kütüphaneden ödünç almıştım ancak ihtiyacım olduğunda, alıştırmaları istediğim zaman tekrar edebilmek için kütüphanemde bulunması için almaya karar verdim.
O zaman bu mektup birbirimizi yüz yüze görene kadar yazacağım son mektup olacak. Ve aslında bir aydan beri aylaklık eden (evet, mektup okuyup pencereden dışarı baktılar) bu gözler seni görecek.
Bu özelliğin, başkalarına acı çektiremeyişin. Bunun nedeni de merhamet değil, böyle bir şeyin elinden gelmemesi. Evet, bu olağanüstü bir şey, bütün öğleden sonra bunun üzerine düşündüm fakat şimdi yazmaya cesaret edemiyorum, belki de bütün bunların hepsi bir kucaklaşma için bulunmuş bahanelerden başa bir şey değildir.