Selin

Birinci Dünya Savaşı
"Mustafa Kemal Ruşen Eşref'e savaş sırasında bir ara ancak on metre kadar ötede olan düşman hattından açılan ateşle, ilk siperdeki bütün Türk askerlerinin nasıl biçildiğini anlattı. İkinci siperdeki erler hemen onların yerini almıştı. Kendilerinin de öleceklerini biliyorlar, ama yılmıyorlardı. Okuma bilenler ellerinde Kur'an'lar, bilmeyenler dudaklarında Tanrının adı olduğu halde öldüler. Hepsi de Cennete gideceklerine güveniyorlardı..."
Sayfa 106·Kitabı okuyor
Reklam
Birinci Dünya Savaşı
"Mustafa Kemal onları durdurarak, 'Ne oluyor?' diye sordu. 'Neden kaçıyorsunuz?' 'Geliyorlar! Geliyorlar!' cevabını aldı. 'Kim geliyor?' Düşman geliyor, efendim. İngiliz, İngiliz. ' Mustafa Kemal,' Düşmandan kaçılmaz! 'dedi. Erler,' Cephanemiz kalmadı. 'diye itiraz ettiler. Mustafa Kemal,' Süngüleriniz var ya! ' dedi. Süngü takıp yere yatmalarını emretti. Geriye bir subay göndererek kendi piyade erleriyle, mümkün olduğu kadar çok sayıda dağ topçusunun son hızla gelmesini söyledi. Arkadan, kendi anlattığı gibi, 'Bizimkiler yere yatınca düşman da yere yattı. Böylece bir anlık bir zaman kazanmış olduk.' Mustafa Kemal kendi güvenliğine hiç önem vermeden ufuk çizgisinin üzerinden Harekatı yönetiyordu. Verdiği bir günlük emirde: 'Size ben taaruz emretmiyorum; ölmeyi emrediyorum...' Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimizi başka kuvvetler ve başka kumandanlar alabilir... 'diyordu. Gerçekten de o çarpışmanın sonunda Elli Yedinci Alayın hemen hemem bütün erleri ölmüş bulunuyordu. Düşman tüfeklerinin açtığı ateş perdesi ardından, durmadan hücum ederek, Türk ordusunun tarihinde ölmezliğe eriştiler... "
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Alıntı
"Mustafa Kemal Bir gün danslı çay saatinde, Sofya'da şık bir gazinoda oturmuş, orkestrayı dinliyordu. O sırada köylü kılığında bir Bulgar girip, yanındaki masaya oturdu. Garsonu üst üste çağırdı; garson onu önce önemsemedi, sonra da servis yapmayı reddetti. Arkadan da gazinonun sahibi, köylüye çıkıp gitmesini söyledi. Köylü, 'Beni buradan atmaya nasıl cesaret edersiniz?' diye kalkmayı reddetti. 'Bulgaristan'ı benim çalışmam yaşatıyor. Bulgaristan'ı benim tüfeğim koruyor. ' Bunun üzerine polis çağırdılar. O da köylüden yana çıktı. Köylüye çay ve pasta getirmek zorunda kaldılar, o da bunların parasını tıkır tıkır ödedi. Mustafa Kemal sonra, bu olayı arkadaşlarına anlatırken, ' İşte ben Türk köylüsün de böyle olmasını istiyorum.' dedi. 'Köylü memleketin efendisi durumuna gelmedikçe, Türkiye'de gerçek bir ilerlemeden söz edilemez.' Kafasında, ilerideki Kemalist slogan böyle filizlenmişti: 'Köylü, memleketin efendisidir.' "
Sayfa 87·Kitabı okuyor
Alıntı

Selin

, şu anda okuyor
%25 (150/592 syf.)·
Beğendi
Lord Kinross
9.2/10 · 2.465 okunma
Puan vermedi·%5 (10/174 syf.)·
Kitap mükemmel ama kendinizi "Gerizekalı" gibi hissedebilirsiniz. Çünkü ben öyle hissettim. Söyleyeceklerim bu kadar. Şu an inceleme 150 karakter olsun diye saçmalıyorum, teşekkürler.
1K
Zeka Geliştiren Oyunlarİnanç Yaşayan · Mavi Çatı Yayınları · 20177 okunma
Reklam