Sosyalizme göre, sadece yoksulluk değil, zenginlikle bir kusurdu. Maddi yoksulluk, insanı insani açıdan zengin bir yaşamın temelinden yoksun bırakır. Maddi zenginlik ve güç, insanı yozlaştırır. İnsanın varlığına özgü orantı ve sınırlama duyularını yok eder; bireyde, türdeşiyle aynı varlık koşullarına bağlı olmadığını hissettiren gerçek dışı ve çılgın bir "benzersizlik"duygusu yaratır.
Güç etkinlikten değil, mülkiyetten gelir. Çağdaş kapitalizm, insanın gelişiminin önüne ilave engeller koymuştur. Sorunsuz çalışan işçi, memur, mühendis ve tüketici ekiplerine ihtiyacı vardır ; onlara ihtiyaç duyar çünkü bürokrasiler tarafından yönetilen büyük girişimciler, bu tür bir düzen ile o kalıba uyan "düzen adamını "gerektirir. Sistemimiz, ihtiyaçlarına uygun insanları oluşturmak zorundadır; sorunsuzca işbirliği yapacak çok sayıda insan yaratmalıdır; daha çok tüketmek isteyen insanlar ; zevkleri standartlaştırılmış ve kolayca öngörülüp, etkilenebilen insanlar yaratmalıdır. Kendilerini özgür ve bağımsız hisseden, bir otorite ya da vicdani ilkeye bağlı olmayan ama yine de kendilerinden bekleneni yapmak ve toplumsal makinenin sorunsuzca işleyen bir parçası olabilmek için buyruk almaya istekli insanlara ihtiyacı vardır; güç uygulamadan yönlendirilebilecek, lidersiz yönetilebilecek, amaç olmadan -iyi olanı yapma, hareket halinde olma, ilerleme amacı hariç- harekete geçirilebilecek insanlara gerek duyar.
İnsan, kendi ürettiği makinelerin efendisi olacağına hizmetkarı haline geldi. Oysa insan bir nesne haline getirilmez ve tüketimin verdiği tüm tatmin duygusuyla bile içindeki yaşam güçleri sürekli sürüncemede tutulamaz. Tek bir seçeneğimiz var, o da insanın tekrar makineleri denetim altına alması, üretimi bir amaç olarak değil bir araç olarak görmesi ve insanlığın gelişimi için kullanmasıdır ; yoksa, bastırılmış yaşam enerjileri kendilerini kaotik ve yıkıcı bir biçimde dışa vuracaklardır . İnsan bir gül can sıkıntısından ölmektense tüm yaşamı yok edecektir.
İlköğretimden yükseköğretime, eğitim Zirve yaptı. İnsanlar daha fazla eğitim aldıkları halde, daha az akıl yürütüyor, daha az muhakeme ediyor ve daha az fikir üretiyor. En iyi olasılıkla zekaları gelişti ama akıl yürütme kapasiteleri -yani, yüzeyin altına nüfuz edip, bireysel ve toplumsal hayatın temelini oluşturan güçleri anlama yetenekleri- giderek zayıfladı. Düşünce, giderek duygudan ayrıldı, insanların tüm insanlığın üzerinde dolaşan atom bombası savaşı tehdidini hoşgörüyle karşıladığı gerçeği, Çağdaş insanın akıl sağlığının sorgulanması gereken bir noktaya geldiğini gösterir.