“Azledin beni görevimden. Hiç kimsenin bir başkasının yargıcı olamayacağını anladığımdan beri yapamam artık yargıçlık. Cezalandırmak ancak Tanrı’nın yapabileceği bir iş, insanların değil, çünkü bir insanın yazgısına müdahale eden bulaşır günaha. Ve ben günaha girmeden sürdürmek istiyorum hayatımı.”
“Bildiğim tek şey şu, uzak olabilmek için günahtan, vazgeçtim insanlarla beraber olmaktan. Sadece kendine öğretebilir yalnız kişi. Yaptığım şey bilgelik midir bilmem, hissettiğim mutluluk mudur bilmem, bilmem hiç nasihat etmeyi, bir şeyler öğretmeyi. Başkadır yalnız kişinin bilgeliği, başkadır onun bilgeliği dünyanın bilgeliğinden, tefekkürün yasası da başkadır eylemin yasasından.”
“Tanrı’nın bize verdiği tek bir hak vardır, bu da yaşama hakkıdır ve üflenmiştir onun ağzından bizlere. İyi niyetle uyardınız gözleri kör olmuş ve kendini günahtan arınmış sanan beni. Yıllardır bir günahkâr gibi yaşıyorum. Fakat şimdi her şeyi çok net görüyor ve şunu biliyorum: Adil kişi, insana hayvan muamelesi yapmamalı. Bu dünyada günahsız yaşayabilmek için ben hepsine özgürlüğünü vermek istiyorum.”
“Yurdu olmayanın dünyadır yurdu, bağları olmayan bağlıdır yaşamın tümüne, günahsız olan ise sahibidir sonsuz barışın. Hiçbir arzum yok, yeryüzünde masum kalmak dışında.”
“Sadece yalnız yaşayan kişi yakın olur Tanrı’ya, sadece çalışan kişi hisseder Tanrı’yı, sadece yoksulluk sahiptir Tanrı’ya. Fakat ben kendi topraklarımda olmaktansa görünmez Tanrı’ya yakın olmak istiyorum, günah işlemeden yaşamak istiyorum. Alın evi, paylaşın aranızda barış içinde.”
“Hükmeden kişi, diğerlerinin özgürlüğünü alır, en çok da kendi ruhunun özgürlüğünü. Günahsız yaşamak isteyen kişi, evden pay almasın, başka birinin kaderine dokunmasın, doyurmasın karnını başkalarının emeğiyle, içmesin başka birinin alın teriyle getirdiği o suyu, kaptırmasın kendisini kadının şehvetine, tokluğun rahatlığına.”