Savaşa giderken zırhını düşürüyorsa insan, başka bir zırhı vardır. "Başında nöbet bekleyelim mi!" sorusunu, "Kişinin nöbetçisi ecelidir," diye cevaplayan biri varsa Aliyyu'l-Murtaza'dır.
"Bu kılıcı kim benden satın alacak? Yerden tohum bitiren Allah'a yemin ederim ki çok kere bu kılıçla Resulullah'ın (sav) yüzündeki üzüntüyü giderdim. Şayet giysi alacak param olsaydı kılıcımı satmazdım!" diye yükselen sesiyle kılıcını değil, belki de dünyayı satılığa çıkaran Ali! Zira ona göre dünya, aldatıcı bir yalan, şaşırtıcı bir hayal ve anlamsız bir şiirdi.
"En çok neyi seversin?" sorusunu, "İnsanlar uyurken namaz kılmayı!" diyerek cevaplayan Hz. Osman'a göre namazı vaktinde kılana dokuz ödül vardı: "Allah'ın sevgisi, sağlıklı bir beden, meleklerin koruması, bereketli bir ev, dindar insan siması, yumuşak bir kalp, sırat köprüsünden şimşek hızıyla geçiş, ahiret korkusu ve üzüntüsünden uzak olma, cehennemden kurtuluş."
Mesela ailesinden, kurallara öncelikle kendilerinin uymasını istemiş, "İnsanlar sizi yırtıcı kuşun eti gözetlediği gibi gözetlerler. Emirleri çiğnerseniz, sizin cezanız daha ağır olur," diyerek uyarmıştı.