"Madem onun rububiyetine razıyız, o rububiyeti noktasında verdiği şeye rıza lâzım. Kaza ve kaderine itirazı işmam eder bir tarzda “Âh! Of!” edip şekva etmek; bir nevi kaderi tenkittir, rahîmiyetini ittihamdır. Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmeti ittiham eden, rahmetten mahrum kalır. Kırılmış el ile intikam almak için o eli istimal etmek, nasıl kırılmasını tezyid ediyor. Öyle de musibete giriftar olan adam, itirazkârane şekva ve merakla onu karşılamak, musibeti ikileştiriyor."
Niyetimiz, dünyayı kendimize râm etmek değildir, niyetimiz dünyaya istiğnadır. Biz dünyaya müstağni olursak, dünya bize hizmetçi olur. Fakat istiğnamız, dünyayı kendimizi hizmetçi kılma niyetini de taşımaz. Aksi halde istiğna adı altında riya yapılmış olur.
Aynı kelimeler, taşıdığımız niyetlere göre farklı anlamları ifade edebildiğine göre, asıl ve önemli olan, o kelimenin Îslamî bir niyetle kullanılıp kullanılmadığına bakmamız olmalıdır.