Kitapda yaşanılan olayları okuyunca gerçekten cahilliğin ne kadar korkunç bir şey olduğu bir kez daha görmüş oldum.
Benim incelemem belki biraz kitabın dışında bir yazı olacak ama bu fikirlerimi ve düşüncelerimide yazamadan edemedim.
Öncelikle her şeye rağmen şunu belirtmek isterim yazarın düşüncesinde değilim. Tarikatların veya tasavvuf meclislerinin kapatılmasından yana hiç olmadım.
Şuna katılabilirim; Kur'an, sünnet, icma, kıyas ışığında demetim altına alınması yerinde bir karar olurdu...
Ama güzel dinimizi, tasavvufu ve tarikatı anlamayan, kendi heves ve arzuları için dini suistimal eden yobaz ve sahtekârların karşından olan her harekatın destekçisiyim.
Tarikat ve tasavvuf bir yaşam metodurur.
Kişinin benliğindeki nefsi ve kötü hasletlerin ehlileştirmek için daha temiz ve saf bir halle Allaha yakınlaşmasıdir. Bence.
Daha önce aynı yolda ilerlemiş nefsi ve kötü hasletlerini tanımış ve bu hasletlere gem vurmuş mürebbi, şeyh, üstad diye isimlendirile bilir .Hâdis-i şerif'te dendiği gibi "mümin müminin aynasıdır".
Kişiye ayna olabilmek için yapılan bir metod, bir yaşam biçimidir.
Günümüzde benzeri durumların; aşk, iş, yaşam koçluğu adı altın veren kişiler de mevcut, buna meditasyonu da ekleyebiliriz. Tabi aynı durumlar değildir. Ama sadece yaşamımızın belirli bölümlerinde bir yol gösterene ihtiyaç duyabiliyor insan .Bunun için şeyh ,üstad, hoca, filozof gibi bir yol gösteren gerekli olduğunu izah etme gereği duyuyorum.
Anlaşılır olabilmek için.
Zamanında güzel bir insandan güzel bir söz duymuştum; "Şeriatsız tarikat olmaz" diye çok yerinden bir söz olduğunu düşünüyorum.
Kitapta yaşanan olaylara baktığımızda İslamiyet'in Şer'i hükümlerini bilen hiç bir insan bu durumlara düşmez.
Çünkü;