Bir âlime sormuşlar: Cenabı Allah'ın yarattığı yüce ve gölge veren ağaçlardan hiçbiri değil de neden bir tek selvi azat edilmiştir? Onun da meyvesi yok, bu nasıl iştir? Âlim şöyle cevap vermiş: Her ağacın kendine uygun bir mevsimi ve meyvesi vardır, bu süre boyunca canlıdır ve serpilir, onun haricinde kuru ve solgundur. Selvi ise her daim filizlenir. İşte azat edilenler de tıpkı böyledir. Gelip geçici olana gönül vermeyin, çünkü Dicle, halifelerin soyu tükense bile Bağdat'tan akmaya devam edecektir. Eğer elinizde fazlası varsa, hurma ağacı gibi cömert, elinizde hiçbir şey yoksa selvi ağacı gibi azat olun, hürlerden olun.
Bir insanın kendi evini inşa etmesi, bir kuşun kendi yuvasını yapması gibi münasiptir. Belki de insanlar barınaklarını kendi elleriyle inşa edip kendileri ve aileleri için gerekli olan gıdayı basitçe ve dürüstçe temin etseler, kuşların bir işle uğraşırken şakıdıkları gibi evrensel bir meleke geliştireceklerdi. Ama heyhat! Biz tıpkı yumurtalarını diğer kuşların yaptığı yuvalara bırakan ve ahenksiz, gıcır gıcır ötüşleriyle hiçbir gezgini neşelendirmeyen sığırcıklar ve guguk kuşları gibiyiz. İnşa etmenin zevkini ebediyen marangozlara mı bırakmalı yoksa?
O günlerde, ellerim fazlasıyla meşgulken pek okuyamadım, ama en azından yere serdiğim, tutamaç ya da sofra örtüsü niyetine kullandığım gazete kâğıtları beni eğlendirmeye yetti, hatta benim için İlyada vazifesi gördüler.