İmlayı, münevverlerin meydana getirdikleri edebiyat, yani yazılı eserlerin tamamı, teessüs ve teşekkül ettirir. Böylelikle kelimeler, mahalli ağızlara ve şivelere göre değil de en kuvvetli kültür merkezlerindeki kullanılışa göre yazılır. Bizde de yakın zamanlara kadar İstanbul ağzı fasih telakki edilmiştir. Halbuki, mesela Araplar nazarında en bozulmamış ve doğru dil, çöl bedevilerinin dilidir. Hatta asil aileler, çocuklarının, fasih konuşma ve telaffuzu iyi öğrenmeleri için, yaylalarda oturur, onları kültür merkezlerinden uzak çöl kabilelerini yanına gönderirlerdi.
Amerika’da, kalem, dolma kalem fabrikatörleri birliği tarafından bir “yazı kurumu” meydana getirilmiştir. Bu müessesenin incelenmesine göre, okunaksız ve bozuk yazılar, Amerikan endüstri ve ticaret hayatında bir haftada bir milyon dolar kayba yol açmaktadır. Çünkü bozuk el yazıları sebebiyle adresler iyi okunamadığından, milyonlarca mektup yerine varamıyor; vakitler kayboluyor, beşerî münasebetler aksıyor. Okunamayan yazı ve rakamlar sebebiyle, ticari muhaberatta bin bir müşkül çıkıyor; servislerin işleri gecikiyor.
Tek hakîkat var, evet, bellediğim dünyâdan,
Elli, altmış sene gezdimse de, şaşkın şaşkın;
Hepimiz kendimizin, bağrı yanık, âşıkıyız;
Sâde, i’lânı çekilmez bu acâib aşkın!