Din artık, ey rüzgâr. Estiğin yer, boş bir harabe; yıkılan güzel mabetlerinin küllerini bile savurdun; kuruyan feyizdar menbalarının yerlerini bile kaldırdın; soğuyan, parçalanan yıldızlarının eczasını bile dağıttın. Issız, nihayetsiz ve boş bir harabede uluma artık!