Suriye’de herşey bu çocukla başlamadı, herşey ona yapılanlarla bitti. On yıllarca Süren fanatik Sapkın mezhepçi Nusayri Zulmünün taşma noktasıydı Hamza Ali el Hatip. 13 yaşındaydı, duvara bir protesto bildirisi astığı için Esat polisleri onu karakola çekti, tecavüz etti, vucudunu matkaplarla deldi sigara söndürdü yaktı ve bilinmedik daha bir çok işkenceden geçirip öldürdü. Zaten tepesine kadar dolmuş ve hama katliamı yaşamış halk sokaklara çıktı silahsız zararsız eylemlerle hesap sorulmasını ve istifa istedi, zalim Nusayri rejimi ise halka kurşunla cevap verdi. Eylemler silahlı direnişe dönene kadar halktan 6 bin sivil insan katledildi. Bu halk direnmeyip ne yapacaktı ?
Canlarını onurlarını korumak için direnişe geçtiler, Rejim şamda sıkıştı, devrileceğini görünce sırf iktidarını kurtarmak için Hristiyan Rusya’yı , Azılı Şii İran’ı, Şii Hizbullah’ı ülkesine getirip halkını onlara katlettirdi ve ömrünü uzattığını sandı. Ülkesini yabancı devletlere peşkeş çekti, kime karşı ? Ülkenin hakiki sahibi yerli halka karşı . Sonrası Malum, Nusayri şebbihalar İsrail’e rahmet okutturacak derecede Milyonları katletti, ne ayakta sağlam bina bıraktılar, ne ırzına geçilmemiş kadın, ne katledilmemiş yaşlı - çocuk. Tepede tüm imkanlarını halkını katletmek için kullanan hain bir yönetim, içerde Ülkeyi onun müsadesiyle işgal etmiş dış devletler, ve bunların arasında kıtır kıtır doğranan suriyeli müslümanlar. Kaçabilen kaçtı, başka ne yapabilirlerdi ? Ülkemize geldiler, canlarını ırzlarını korumak istediler, ülkemizdeyse iyi ağırlanmadılar, her iftiraya ırkçı saldırganlığa maruz kaldılar. Aşağılandılar hor görüldüler, başlarından geçen acıları az bir kesim dışında kimse umursamadı. Lâfa gelince Ne büyük millet olduğumuz kaldı ne türklüğün erdemleri. Onların yaşadılarının binde birini