En az 200 bin senedir var olan bir rutinimiz var: Önce düşün, sonra yap. Etrafımızdaki insanlara baktığımızda; az düşünüp hemen faaliyete geçenlerin, hemen denemeye başlayanların genellikle daha başarılı olduğunu, daha hızlı mesafe aldıklarını fark ederiz. Çünkü tabiatın da temel usulü deneme-yanılma yöntemidir. "Mükemmelin iyiyi öldürmesine izin verme!" sözü, aşırı zihinsel odaklanmanın fiziksel faaliyeti engellediği durumlar için bir uyarı niteliğindedir. Yani mükemmelini yapacağım diye sürekli düşünüp hiç faaliyete geçemeden nice fırsatlar, hatta ömürler kaçıran insanlar çoktur. O yüzden bir yerden başlayıp "yapmak" başarmanın en önemli şartıdır. Yeni ve devrimsel bir şeyler yapmak için de zihinsel kurgular kadar fiziksel olarak harekete geçmek, dünyayı tanımak ve bu tanışıklıkla yeni fikirler üretmek, anahtar öneme sahiptir.
- Hayatın anlamına dair sorular sorar mısın kendine?
-Sormam. Ya sen?
-Ben her daim bu soruların peşindeyim.
-Bulduğun yanıtlar nedir?
- Hiç.
- Yani benim bulunduğum yere dönüyorsun öyle mi, bulduğun her yanıtla.
İyilik bağımsız ve gerçek bir şeydir. İnsanda ne kadar iyilik olursa, o kadar hayat olur. Bu yasaların yasasının bilinci ruhta dinsel dediğimiz ve bizim en yüce mutluluğumuzu oluşturan hissi uyandırır.
EMERSON
Hayatın hedefi bütün olgularına sevgiyle nüfuz etmektir, ağır ağır, adım adım hayatın kötülüğünü iyiye dönüştürmektir, hakiki hayatın yaratılmasıdır (çünkü hakiki hayat sadece sevgi hayatıdır), hakiki, yani sevgi hayatının doğmasıdır.