Bu enfes kitabı okuyup bitirdim ve üzerine birkaç şey söylemek istiyorum.
Bir kere Dostoyevski' nin kafasının içindeki düşünceleri okumak ve bu düşüncelere sahip insanların etrafımızda çokça olduğunu görmek önemli.
Bazen yaşadığımız olaylar esnasında duygu ve düşüncelerimizi açıkça ifade edemiyoruz. Bu da sonra bu olayları içimizde yaşamamıza ve bunların kavgasını vermemize neden oluyor. Bir nevi kendimizle bir mücadeleye dönüşüyor.
Kitabı okurken kahramanımızın her şeyi fazlaca sorgulamaya çalıştığını, sürekli empati halinde olduğunu görüyoruz ve aslında bu bizi geriyor, 'Bu kadar da olmaz diyoruz.' Mesela son bölümlerde Liza ile olan konuşmaları buna bir örnek teşkil etmekte.
Dostoyevski dünya edebiyatını etkilediği gibi Türk edebiyatını da derinden etkilemiş bir yazar. Özellikle Oğuz Atay'ı okurken bunu çok net görüyoruz. Sadece edebiyatı değil, sinemayı da etkileyen bir yazar. Z.Demirkubuz'un ilham aldığı yazarın kendisi olduğunu biliyoruz.(Yeraltı filmi).
Son olarak şunu söylemek istiyorum: Gerçek ve canlı yaşamdan kopmadan yaşayalım. Dostoyevski'nin dediği gibi 'tabiat ve gerçek adamı' olarak.