Ne var ki, olduğu yerden başlamayı akledemediği zaman insan zorunlu olarak zihninde keyfince türettiği geçmiş veya gelecek bir "altın çağ"a kaçmak, sığınmak gereği duyar. Bunu yapar yapmaz da kendi çağının ve kendi yerinin ona bahşettiği imkanları, savaş araçlarını kullanamaz duruma düşer.
İstemeyerek katlanılan toplum zorlamaları, ortama baskın çıkan anlayış tarzına kapılma, hiçbir tartıya vurulmaksızın benimsenen ön yargılar ve karşısındakine kendini geçerli kabul ettirmek için girişilen çabalar yüzünden adına "yetişkin" dediğimiz kimseler onlara verilmiş aklı bütün zenginliğiyle kullanamaz duruma düşürülmüşlerdir.
Nasıl kendi doğrularımız varsa, herkesin de kendine has doğruları olduğunu kabul noktasına gemliyoruz. Yine de bu kabulümüz sadece toplum hayatını sürdürme hatrına, kendimizin de yararlanacağı bir uzlaşma alanını koruma adınadır. Yoksa hepimiz içten içe kendi doğrularımızın mutlak doğrular olduğuna inanma eğilimindeyiz.