Benim gibi uzun müddet bedbaht ve gözü yaşlı olanlara saadet o kadar kıymetli geliyor ki bir gün artık tebessüm ettiği zaman anlaşılmaz incelikleriyle mest ve haz içinde kalırlar.
Evvelden erkekler sevdikleri zaman mertçe, fedakârca, kahramanca severlerdi. Bugün hep erkeklerimiz o kadar zarif, o kadar kadın, başka sıfat bulamıyorum, o kadar ince şeyler ki...
Biliyor musunuz, biliyor musunuz hayattan nefretime başlıca sebep yine aşktır. Düşünüyorum ki sevdikten sonra aşkın kalbimizde söndüğünü görmek, unutulmak, belki küçümsenmek ölümün bile teskin edemeyeceği elemler doğurur. Bir gün artık sevmediğimizi yahut sevilmediğimizi görmek...
Siz bütün hayat elemini, reddedilmiş bir aşktan, kıskançlıktan ibaret mi görüyorsunuz? Bunlar o kadar tedavisi kolay şeylerdir ki... Bence asıl hayat azabı böyle şeyler değildir. Bunların ötesinde öyle yaralarımız vardır ki..