"Başıboş bir sandalım ki artık bir kıyıya varsam
Çocuğumsun ki deniz ölümsüz bir ölü olsam.
Kaplasam her yerleri mavilerden bir soluk bilsem
Olmazsa biçip biçip denizlerden giyinsem."
İşte böyle, şiirden başka kurtuluş yolu yok.
Doğrusu hiçbir engel yoktu sana yazmam için. Öyleyse neden ara veriyorum, neden gecikiyorum acaba? Galiba kişiliğimde bazı değişiklikler oldu benim. Söz gelimi sıkılsam, bu sıkıntı mektuplarıma da siniyor sanki. Diyeceğim mektup yerine sana ilaç prospektüsü okutmak istemiyorum.
Kendimi izliyorum durmadan. Nerede, nasıl, ne yapacağımı izliyorum hep. Geçenlerde, on beş kişilik bir masada, hiç hiçbir nedene dayanmaksızın, önümdeki boş tabağı masanın ortasına fırlatacaktım ki, birden uyandım. Ama uzunca bir söylev çektiğimi biliyorum. Hiçlemek, gereksiz bulmak üstüne bir söylev. Herkes sustu. Üstelik hepsi de dostlarımdı. Saçma, anlamsız bir dünya solunuyorum.