Önce kadınları, sonra hayvanları sevdim. Şimdi de taşları seviyorum. Taşlar da insanı hayvalar ve kadınlar kadar oyalar. Onlar gibi kalleş de değiller.
Çünkü sevgi denen şey, bir ağaca benzer. Kendiliğinden yetişiverir, köklerini bütün benliğimize salar. Anlaşılmaz yani şudur ki, bu sevgi ne kadar körse, o kadar da inatçıdır. Akıl, bilinç gibi şeylere sahip olmadığında da inadına güçlenip sağlamlaşır.