Okuyun, her yaşta okuyun.Bu millet cehaletten çektiğini hiçbir şeyden çekmedi.
Ahmet Beyler Elçi
instagram.com/fadimemeralyalc...
Felsefi ve sanatsal içerikler için
Derken, Chiang’ın gitmesi gereken gün geldi çattı. Chiang, hepsiyle sükûnet içinde konuştu ve onlara öğrenmeyi, öğrendiklerini uygulamayı ve yaşamın gizli saklı kalmış tüm mükemmel ilkelerini anlama çabalarını hiçbir zaman bırakmamalarını tembih etti. O konuştukça tüyleri aydınlandı, aydınlandı ve sonunda hiçbir martının bakamayacağı kadar parlaklaştı.
“Jonathan,” dedi, “sevgiyi sakın ihmal etme.” Ve bunlar, onun son sözleri oldu.
Tekrar görmeye başladıklarında, Chiang gitmişti.
Günler geçtikçe, Jonathan geldiği dünyayı daha sık düşünmeye başladı. Eğer burada öğrendiklerinin sadece onda birini, yüzde birini orada öğrenmiş olsaydı, ne anlamlı bir yaşam olurdu. Orada hâlâ, sınırlarını aşmaya çabalayan, bir lokma ekmek için teknelerin etrafında dönüp dolaşmaktan öte, uçmanın gerçek anlamını bulmaya çalışan bir martı var mıydı, merak ediyordu. Belki de sürünün yüzüne gerçekleri haykırdığı için dışlanmış bir martı bile vardı. İyilik hakkında aldığı dersler, sevginin doğası hakkında öğrenmeye çalıştıkları, onu dünyaya geri dönme isteği uyandırıyordu. Geçmişi yalnızlıkla dolu olmasına rağmen Martı Jonathan bir öğretmen olarak doğmuştu. Ve onun sevgisini gösterme yolu, yalnızca gerçekleri görmek için fırsat kollayan bir martıya doğruları öğretebilmekti.