Baştan sona sürükleyici, cesur söylemleri olan, düşünmeye iten, döneminin bilim-din tartışmalarına bir kapı aralayan, özellikle sona doğru heyecanı ve merakı arttıran, kendimi sanki içinde hissettiğim bir kitap oldu. Gerçekten okumaktan zevk aldım ve Wells'e yaşadığı dönemi de düşünerek kurguladığı bu dünya için bir kez daha saygı duydum. Wells'in Zaman makinesinden sonra okuduğum 2. bilim-kurgu romanıydı. Zaten kendisi de Dr. Moreau'nun Adasını, Zaman Makinesinden 1 yıl sonra kaleme almış.
Ölümle burun buruna gelmiş, artık yaşayabilmek için büyük bir cesaret sergileyip tüm korkularının üstesinden gelerek problemlere çözüm bulması gereken Prendrick'in, temel bir doğa yasası da olsa hayatta kalma savaşının tüm insanlık adına saygıyı hak ettiğini düşünüyorum. Akıl sağlığını koruyabilmek bile çok büyük bir başarıyken, üstüne bir de umudunu korumak ve kriz anlarında cesaretini toplayıp çözüm üretebilme becerisi.. bruhh! Alkış Prendrick
Bilim-kurgu seven herkese tavsiye ediyorum..