Ah canım Martin…
Büyük bir tavsiye üzerine başlamış olduğum ve beni gerçekten etkileyen güzel hayatlardan biri.
Birçok kişi başarı öyküsü olarak ele alsa da bana göre bir başarısızlık öyküsü. Yaşadığı onca zorluğa rağmen sonu tamamen hayal kırıklığı oldu. Bu kadar güçlü ve cesur bir karakterin sonunun böyle olması beni çok üzdü. Ama yinede benim içim çok özel olarak kalıcak bir karakter. Hikayeye gelicek olursak ; Bir burjuva kızına aşık olan genç bir delikanlının kendini ona layık biri olarak yetiştirmeye çalışma hikayesi. Yeri geldi açlığı, sefaleti, yorgunluğu ve başarıyı birlikte yaşadık. Davete katılacağı sırada üstüne giyecek ceketin bile olmaması herşeyi anlatıyor aslında. Okuyan herkes kendini bir şekilde o hikayenin içinde buluveriyor. Bir çırpıda okunabilecek keyifli bir roman. Yıllar sonsa tekrar okumayı çok isterim, eminim Martin EdenJack London ki tekrar okuyunca çok başka bir pencereden bakıcam. O zamana kadar size iyi okumalar
Kollarımı açmış, uçurumun kenarında duruyor, kendimi aşağıya atmak istiyordum. Bütün dertlerimi ve acılarımı sulara gömmek isteği içinde çırpınıyordum. Dalgaların içinde kaybolup gitiğimi düşünmek bana sevinç veriyordu. Ah! Bütün acılardan kurtulmak için ayağımı yerden kese- cek cesareti gösteremiyorsunAnlıyorum, saatim henüz dolmamış. Ah Wilhelm! Bir kasırga gibi bulutları dağıtmak, dalgalara gem vurmak için varlığımı feda etmeyi ne kadar istiyorum bilsen! Bu mahpusa böyle bir şey nasip olmayacak mı acaba?
Bazen anlamıyorum, ben onu böyle çok, böyle içten sevdiğim, ondan başka hiçbir şeyi görmediğim ve bilmediğim halde, nasıl oluyor da o, başkalarını seviyor, sevebiliyor!
İnsan hayatta geçici bir yolcudur. Kendi varlığına en çok inandığı, dostlarının hatıralarında ve gönüllerinde en çok izler bıraktığını sandığı yerde bile kalplerden silinir ve izleri kaybolur. Hem de ne çabuk!
Ah, nedir bu boşluk! Göğsümde duyduğum bu korkunç boşluk! İkide bir kendi kendime, onu bir kere, yalnız bir kere bağrıma basabilsem; bütün bu boşluk dolacak diyorum