Merve Uçar

Genelde biz Allah’ın bizi yalnızca zorluklarla imtihan ettiğini sanırız, ama bu yanlıştır. Allah bizi kolaylıkla da imtihan eder. Bizi na’im (nimetler) ile ve sevdiğimiz şeylerle de imtihan eder; genellikle de çoğumuzun kaldığı imtihanlar bunlardır. Bu imtihanlardan kalırız çünkü Allah bize bu nimetleri bahşeder, bizse farkında olmadan onları kalbin sahte putlarına dönüştürürüz."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ve böyle insanlar, hayatta ne zaman köşeye sıkışmış hissetseler, maddi sıkıntı yaşasalar, acı çekseler, yalnız kalsalar, korksalar, kalpleri kırılsa, üzülseler, hemen Allah'a yönelirler ve O her daim bir çıkış yolu gösterir. Şunu bilin ki bu bir kendini iyi hissetme nazariyesi değildir. Bu bir vaaddir. Bizzat Allah'ın vaadidir. Allah Kur'an'da şöyle buyurur: ​"...Kim Allah'a saygısızlıktan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu gösterir. Ve ona hiç beklemediği yerden rızık verir. Kim Allah'a dayanıp güvenirse Allah ona yeter." (Kur'an, 65:2-3)

Merve Uçar

, bir kitap okudu
Puan vermedi·175 syf.·
2026 10. kitabı
A. Ali Ural
8.7/10 · 1.381 okunma
korkuyla yücelen, neredeler? ​Mekke'deler, Medine'deler, Kudüs'teler, Şam'dalar, Bağdat'talar, İstanbul'dalar... Allah korkusunun, sevgi, güven, teslimiyet ve sığınma olduğunu hatırlatan bu gizemli ruhlar her yerde dolaşıyor, Allah'ı yalnız Allah olduğu için sevmek gerektiğini fısıldıyorlar. Dargam bin Vâil'den kimin haberi var! Yemenli bir ihtiyar. Yüz-yıllar önce şöyle yakarıyor rabbine: "Ey sahibim! Yolculuk vakti yaklaştı! Oysa benim günahlardan uzak durduğuma dair bir beratım yok. Sana karşı ne mazeretim, ne de bunu söyleyecek gücüm var... Sen benim rabbimsin! Beni affet!" ​Ve böyle derken Dargam, rabbine kavuşuyor.
tahkim edilmiş bir duvar gibi dimdik duruyorlar saldırgana karşı. Bir uzuvları hastalandığında yangın çıkıyor bedenlerinde. Duyarlılıklarının sınırı yok. Düşmanlarına bile adaletsiz davranmaktan korkuyorlar. Ne tartarken eksik tartıyorlar, ne eksik söylüyorlar gerçeği. Günde beş kez hürriyetlerini ilan ediyorlar aynı yöne bakarak. İnsanın insan üzerindeki hakkını yaratıcının bile bağışlamadığının bilincinde, birbirlerinden helallik diliyorlar sürekli. Üstünlük peşinde değiller, "Mutlak Üstün"e inanıyorlar çünkü. Açı doyurmanın Tanrı'yı doyurmak olduğunu, susuza su içirmenin Tanrı'ya su içirmek olduğunu da efendilerinden duydular. Hem ondan duydukları bir şey daha var; insanları hoşnut etmek için Tanrı'yı kızdıranlar, sadece Tanrı'yı kızdırmış olmuyorlar; insanları da onlara musallat ediyor Tanrı. Yani yalnız ahiret yurdunda mahrum kalmıyor, dünya yurdunu da kaybediyor bu sırrı unutanlar.