Ama hayatımı onun için yaşayamam. Ailem için yaşayamam. Kendim dışında kimse için yaşayamam. Bu seni şok ediyorsa, seni hayal kırıklığına uğratıyorsa özür dilerim. Hayatımı senin için de yaşayamam.
Kediler pencereden düşüp burunlarını yere çarparlarsa bir daha hiç koku alamazlarmış ve koklama duyusu onların yaşamlarında çok önemli olduğu için artık hiçbir şeyi tanımazlarmış. Ben burnumu yere çarpmış bir kediyim. Bir şeyler görüyorum, ne olduklarını anıyorum elbette, mesela şu karşıdakiler dükkân, şu geçen bir bisiklet, işte ağaçlar, ama... ama onları hissetmiyorum, sanki üzerime başkasının ceketini giymeye çalışıyor gibiyim."
Hazin ve kalıcı hatıralar" diye ezbere okudum, "yaşarken geride bıraktığımız bu ölüm izi..."
"Hatırlamak güzeldir de" dedi Gratarolo. "Biri, hatıranın, bir karanlık odada yakınsak bir mercek gibi hareket ettiğini söyler. her şeyi bir noktada toplar ortaya çıkan görüntü orijinalinden çok daha güzeldir."
Artık çay ılıktı ve içilmesi güzeldi. Hangi tadın çay hangi tadın şeker olduğunu tam bilmiyordum, biri acı biri tatlı olmalıydı, ama tatlı olan hangisi, acı olan hangisiydi? Ama bütünü hoşuma gitmişti. Hep şekerli çay içeceğim. Ama kaynar olmasın.