Mustafa

Mustafa
@Variable
2/10
·168 syf.··
2020 5. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2020 20:38
Evet sonunda bitti ve ben bu kitaba yalnızca 2 puan verdim. Neden? Nihan Kaya bu kitabını yazmış olmak için yazmış bence, İyi Aile Yoktur kitabının ardından tabiri caizse hemen patlatayım bir tane daha demiş olsa gerek. Çünkü kitap bir oradan bir buradan... Öncelikle yine bu kitabında da farklı yazarlardan sınırsız alıntı var ve bu inanilmaz rahatsız edici. Aynı zamanda yine sıklıkla kendine ait diğer kitaplarının reklamı var şu şu kitabımda bundan bahsetmiştim vs gibi. Bakın bu bir kitap, özgün bir kitap. Röportaj vermiyoruz ki diğer eserlerimizden bu kadar bahsedelim. Kendi tercihi tabi saygı duymak gerek ama eğer ben okuyucuysam bundan rahatsız olduğumu dile getirmeliyim. Alıntılar zaten yeter dedirtiyor, derleme yapmış resmen. Hayır, eğer istersek Kurtlarla Koşan Kadınlar'ı okurduk mesela, ama biz bu kitabı tercih etmişiz niçin bu kadar alıntı var. Ya da niçin Alice Miller bu kadar fazla geçiyor, bakın bunlar çok yorucuydu. Sahiden yoruldum bitsin diye okudum. Dini propaganda çok fazlaydı. Üzgünüm ama bazı cümleler ağzımızdan çıkarken önce bir kendimize bakmalıyız bu bizim haddimize mi diye. Kitabın dili o kadar sivri ki ben az önce bitirdim ve incelememi yazarken inanın yumuşak olamıyorum, gerildim sahiden. Kitapta inançlar ile ilgili fazla bilgi var ama bu bilgilerin gerçekliği tartışılır çünkü yazar hanım kızımızın unvanları arasında inanç ile ilgili bir şey yok, bir yerlerden duymuş yazmış. Bakın dinler inançlar bu kadar her önüne gelenin üzerine yorum yapabileceği şeyler değildir. Kitapta saygı falan bahsederken ne hikmetse kendi bu konularda hiç saygılı olmamış. Şimdi sormak istiyorum hanginizin anneannesi belki hatta annesi teyzesi ev hanımı değildi? Çalışan kadınlar bir evin hanımı olamazlar mi veya. Kitapta ev hanimligina dair oyle karalamalar var ki
İyi Toplum YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20193,707 okunma
Mustafa
Alıntıların çokluğu konusunda hak verdim fakat devam kısmı konusunda yorumunuzu haksız buldum. Açıkçası dinlere karşı eleştiri olmasını saygısızlık olarak görmüyorum. Çünkü dinler insanların nasıl yaşaması gerektiğini söylediğinde ya da mesela siz inandığınız dinin kurallarına göre bir hakkında ya da bir olay hakkında yorum yapma özgürlüğüne sahipsiniz. Dinlerin de eleştirilebilir, tartışılabilir olduğunu düşünüyorum. Ki kadın hakları açısından benim de eleştirdiğim yönleri var çoğu dinin. Ayrıca ‘bunlar çok küçük şeyler takılırsak mutlu olamayız’ dediğiniz birçok aptalca gelenek ve kural çocukları gerçekten düşündürüyor ve çoğu da çocuğa karşı bir dayatma içeriyor. Yazara bu açıdan katılıyorum. Kültürel eleştirilere gelirsek, açıkçası bir kültürdeki ( veya dindeki) kuralların hepsi eleştiriye açıktır. Bir şey sırf kültürel veya dini diye iyi olmaz. O kuraldan etkilenen veya kötü etkilenen bir sürü insan olabilir. Aşkım, canım gibi sözcüklerle çerkezlerdeki eşinin isminin söylenmemesinin aynı şey olmadığı bariz ortada. Burada da eleştirinizi doğru bulmadım. Son olarak cinsellik konusuna geliyorum. Bu konu tartışılabilir olsa da yazarın cinsellikle bağdaştırdığı şeylerle verdiği örneklerin tutarlı olduğunu düşünüyorum. Birçok insan o gelenekleri hayatında uygularken anlık cinselliği düşünmese de bu geleneklerin temelinde cinsellik olduğu çok açık ( özellikle evlilik ve düğünlerde) yani bir çelişki göremedim cinsellikle bağdaştırmasında. Geleneklerdeki tek etken tabiki cinsellik değil ama büyük bir etken olduğunu kabul etmek gerekir. Feminist kısmına gelirsek de açıkçası bunu kötü bir şey olarak nitelendirmiyorum. Yaşadığımız dünya ve toplum belli. Sorun kadınların sürekli bir şey üretmesini istemek değil, onlara en azından üretip üretmeme özgürlüğü tanımak. Çoğu kadın kendisine dayatılan hayatı yaşıyor. Ve bundan mutlu da değiller. Ama öyle bir kıskaç var ki aileler, eşler, toplum onlara bunu olmayı öğretiyor. Ve sana bunu isteyip istemediğin bile sorulmuyor. Kimsenin ev hanımlarını aşağıladığı yok. Ama ev hanımlara sorsan belki de büyük bir kısmı bu hayatı kendinin seçmediğini söyleyecektir. Kendi seçimiyle bunu yapan insanlara zaten saygı duymaktan başka yapabileceğimiz bir şey yok. Ama açıkçası topluma şöyle dönüp de baktığınız zaman bu seçme özgürlüğünün kadınlara tanındığını düşünmüyorum. Özellikle sizin örnek verdiğiniz ananeniz gibi eski kuşaktan olan insanlarda. Kadınsan annesin, evin hizmetçisisin ve bundan ibaretsin. Üzücü ama çoğunlukla böyle, bu kadar katı olmasa bile kadınlardan bu bekleniyor. Ve bu yazarın da belirttiği gibi bu bakış toplumun her kesiminde var. ( Son olarak eklemeyi unutmuşum, temizlikçi örneğinde, temizlik yapan kadının bunu meslek olarak yapmasının gayet saygın olduğunu söylüyor. Sorun o kadının tutup işini yaparken başkasının özel hayatı hakkında bu kadar soru sorup yazarı temizlik yapmıyor diye kendince suçlaması ki bu gerçekten mantıksız. Bu konuda “ yine eğitimliler gariban halkı aşağılıyor” klişesine düştüğünüzü düşünüyorum. Burada bir aşağılama göremiyorum, çünkü baştan hadsizliği yapan yazar değil orada bir iş akdinde olan temizlikçi kadın. )