İnsan doğası olmadığı için, hiçbir doğal veya toplumsal program insanı tam manasıyla kuşatamadığı için, kadın olsun erkek olsun insanoğlu özgürdür, belirsizce mükemmelliğe doğru yol alır; ve hiçbir şekilde ırk yahut cinsiyete bağlı belirlenimler tarafından programlanmamıştır. Yine Sartre’ın Rousseau çizgisinde söylediği gibi insan, “durum içerisinde” dir. Bu çok doğru, hatta yadsınamaz bir şeydir; belli bir sosyal çevreye aidim, kadın veya erkeğim. Fakat artık senin de fark ettiğin gibi, Rousseau’nun başlattığı felsefe açısından bu nitelikler, programlarla kıyas kabul etmez. Bu nitelikler kuşkusuz bazı zorlamalar dayatmakla birlikte, insana has olan, bu hareket payı,araya konan bu mesafedir. Irkçılığın ne pahasına olursa olsun yok etmeye çalıştığı şey de budur ve bu açıdan da ırkçılık “insanlıkdışı” dır.