İnsanlar olarak bizim yeryüzündeki ikametimiz asıl varacağımız yer bakımından değerlidir. İyi bir başlangıç yapıp yapmadığımız varacağımız sonuçla anlaşılacaktır.
Belki her şeyden önemlisi insanların felâketlerini büyük bir telâşla arzulamalarıdır. Dolap böyle dönüyor. Nefret ettikleri şeyler için bütün güçlerini harcamaya hazır insanlar. Eğlencede eğlenmediklerini biliyor, ama buna kendilerini mecbur hissediyorlar. Çalışma alanlarının kendilerine ne büyük tahribat yaptığının farkındalar, ama büyük bir işsizlik korkusu içindeler. Konutlarında aradıklarını asla bulamayacaklarını bildikleri halde evsizlikten ölümcül bir korku duyuyorlar. İnsan ilişkilerinden bunalıma düştükleri halde bu ilişkilerin daha ileri noktalara vardırılması için çırpınıyorlar.
İslâmî tutum ve davranışlarda tartışma çıkarmaya hevesli olanlar, Müslümanlar arasında metodolojik şüpheler yerleştirmeye çalışanlar, benim gördüğüm kadarıyla bize kâfirler tarafından icbar edilmiş hayatı güzel göstermeye çalışanlar veya kendilerini İslâmî yükümlülüklerden sıyırmaya, böylelikle zevahiri kurtarmaya ve dünya hayatı içinde kâfirlerin bulduğu huzuru bulmaya çalışanlardır. Bütün bu heveskâr teşebbüslere karşılık yapabileceğimiz, son Kitab'ın ve son Peygamber'in tesadüfen bir çağda ve bir yerde zuhur etmediğini, belli bir çağda ve belli bir yerde, sırf biz bu çağın ve yerin hususiyetlerini gözden kaçırmayalım, bunlardan öğrenelim, bu tevâfuktan payımıza düşen dersi alalım diye geldiğini bilmek ve bildirmektir.