Yüksel ÖNER

Yüksel ÖNER
Bartender
Akdeniz üniversitesi
Antalya
Antalya, 11 Temmuz
95 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı

Yüksel ÖNER

, bir kitap okudu
8/10
·80 syf.·
Beğendi
·
2020 3. kitabı
Stefan Zweig
8.2/10 · 125bin okunma
Reklam
9/10
·318 syf.··
Beğendi
·
2019 48. kitabı
Amin Maalouf ile ilk tanıştığım kitap Semerkant.Kitabı okumadan önce böyle bir etki bekliyormuydum açıkçası.Kitap üzerine yazılan yazılarda Amin'in orta doğu kültürüne çok hakim olduğunu ve kitaplarda bunu iyi bir şekilde betimlediği yazılıyordu.Gerçtende Semerkant'ı okuyunca bunu doğruluyorsunuz. İnsanın Semerkant, Buhara, İshefan gibi şehirleri bu tür kitaplarda okuyunca hemen gidip o şehirleri görme isteği amansız bir şekilde istiyor.Günümüz Orta Doğu'su denince akla savaş,zulüm,baskı gibi kelimeler geliyor zihne ne yazıkki.Keşke böyle şeyler değilde Orta Doğu'nun kültürünü,gizemini,tarihe yön verişini konuşsak, idrak etsek keşke. Kitap o döneme damga vurmuş üç büyük ismin etrafında şekilleniyor.Devlet adamı Nizamülmülk, rubaiyle bütünleşmiş kişi Ömer Hayyam ve Hasan Sabbah.Amin Maalouf o kadar iyi kurgulamışki bu insanları insan ağzı açık okuyor kitabı.Şaşmamak imkansız gibi.Tabi ki bide Rubaiyat var.Ben zaten Ömer Hayyam'ın rubailerini okumuştum.İnsan Ömer Hayyam'ın rubailerini okurken gerçekten şaşırıp büyüleniyor.Bu kitabı okuduktan sonra Ömer Hayyam'ın rubailerine dahada farklı bir gözle bakacaksınız.Rubaiyatın gizemli yolculuğu, etrafında yeşeren aşk gerçekten müthiş bir eser. Ayrıca Büyük Selçuklu Devletini daha iyi idrak ediyorsunuz kitapda. Devletin yönetimi, siyaseti hakkında bilgi sahibi oluyorsunuz.Beni gerçekten mest eden olay herkesin Nizamülmüke ismiyle hitap ederken Melikşah'ın tahta çıktığı günlerde kendini ve birçok devlet adamını yetiştiren insana "ata" diye hitap etmesiydi. Kitabı okuyacak olanlara sadece iyi okumalar ve o günlerin yaşanmışlıklarından haz almalarını diliyorum.
1000Kitap
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,8bin okunma
Gözlerine bakarken güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum... Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum, durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin: sırrını her gün bir parça veren fakat hiç bir zaman büsbütün teslim olmayacak olan... Nazım Hikmet / Gözlerine Bakarken
1000Kitap
Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar oynasınlar türküler söyliyerek yıldızların arasında dünyayı çocuklara verelim kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi hiç değilse bir günlüğüne doysunlar bir günlük de olsa öğrensin dünya arkadaşlığı çocuklar dünyayı alacak elimizden ölümsüz ağaçlar dikecekler Nazım Hikmet / Dünyayı Verelim Çocuklara
1000Kitap
Henüz vakit varken, gülüm Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, ben bir gece, şu Mayıs gecelerinden biri Volter rıhtımında dayayıp seni duvara öpmeliyim ağzından sonra dönüp yüzümüzü Notrdam'a çiçeğini seyretmeliyiz onun, birden bana sarılmalısın, gülüm, korkudan, hayretten, sevinçten ve de sessiz sessiz ağlamalısın, yıldızlar da çiselemeli, incecikten bir yağmurla karışarak. Henüz vakit varken, gülüm, Paris yanıp yıkılmadan, henüz vakit varken, gülüm, yüreğim dalındayken henüz, şu Mayıs gecesi rıhtımdan geçmeliyiz söğütlerin altından, gülüm, ıslak salkım söğütlerin. Paris'in en güzel bir çift sözünü söylemeliyim sana, en güzel, en yalansız, sonra da ıslıkla bir şey çalarak gebermeliyim bahtiyarlıktan ve insanlara inanmalıyız. Yukarda taştan evler, girintisiz, çıkıntısız, birbirine bitişik ve duvarları ayışığından
1000Kitap
Reklam