Ebû Süfyân "Subhanallah! Ey Abbas, bunlar da kim?" diye sordu. Abbas: "O Muhacirler ve Ensar arasında bulunan zat Resulullah'dır." dedi. Ebu Süfyân: "Hiç kimsenin onlarla başa çıkacak gücü ve takati yoktur. Vallahi Ey Ebu'l Fazl! Kardeşinin oğlunun saltanatı çok muazzam olmuş." dedi. Abbas "Ey Ebû Süfyân! O, saltanat değil nübüvvettir." diye itiraz edince, Ebû Süfyân: "Evet, öyle!" dedi.
Onlar Hz. Peygamber'i ve ordusunu görünce: "İşte Muhammed, işte ordusu." diye bağırdılar ve geri dönüp kaçtılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber: "Allahu Ekber, Allahu Ekber! Harab oldu Hayber. Biz bir kavmin toprağına baskın yaptık mı, bu müthiş haberin korku saldığı düşmanların (vay hallerine, onların) sabahı ne fenâ olur." buyurdu.
Herakleios onların nefretini görünce, iman etmelerinden ümit kesti ve onların geri çevrilmesini emrederek: "Deminki sözlerimi dinimize ne derece bağlı olduğunuzu öğrenmek için söylemiştim. Şimdi bunu gözümle gördüm." dedi. Onlar da imparatorun bu sözlerinden hoşnud olup önünde secde ettiler.
Böylece Herakleios, mülkü hidayete tercih etti. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer devrinde müslümanlarla Herakleios arasında bir çok savaşlar olmuş; Imparator mülkünü de, saltanatını da kaybetmiştir.
Hz. Ali'ye yaz dedi: "Bu Allah'ın resûlü Mu-hammed'in kabul ettiği, üzerinde anlaşmaya vardığı....." Süheyl, hemen söze karışıp "Vallahi biz senin gerçekten peygamber olduğuna inansaydık, zaten senin Beytullah'ı tavaf etmene mâni olmaz ve seninle çarpışmazdık. Muhammed b. Abdullah yazsın." dedi.
Hz. Peygamber: "Siz beni yalanlasanız da ben Allah'ın elçisiyim.” buyurdu ve Hz. Ali'ye "Muhammed b. Abdullah" yazmasını söyledi ve “Resulullah" kelimesini silmesini emretti. Hz. Ali: “Vallahi ben karalamam." deyince Hz. Peygamber: "O hal-de yerini göster!" buyurmuş ve Hz. Ali'nin gösterdiği yeri karalamıştır.