...ne kadar soyut olsalar da,sonuçta düşüncelerin de bir dayanak noktasına ihtiyacı vardır,yoksa yalpa vurmaya ve anlamsızca kendi etraflarında dönmeye başlarlar;düşünceler de katlanamaz hiçliğe.
Kadim ama daima yeni,yapısı itibariyle mekanik ama yine de ancak hayal gücüyle etkili,geometrik alanı sınırlı ama kombinasyon sayısı sınırsız,kendini sürekli geliştirse de kısır,hiçbir yere götürmeyen bir düşünme faaliyeti,hiçbir şeyi hesaplamayan bir matematik,esersiz bir sanat,temelsiz bir mimaridir santraç...
"Kralların oyunu"nun,insanın icat ettiği oyunlar arasında kendini tesadüfün her tür despotluğundan azade kılan ve zafer taçlarını sadece ve sadece zekaya ya da daha ziyade belli bir zihinsel yeteneğe sunan bu tek oyunun gizemli cazibesini kendi tecrübelerimden de gayet iyi biliyordum.
Monaminin her türü,tek bir fikre saplanıp kalmış insanlar daima ilgimi çekmiştir,zira biri kendini ne kadar sınırlarsa sonsuzluğa da o kadar yakındır;bilhassa da dünyadan kopuk gibi görünenler,özel malzemeleriyle kendilerine karıncanınkine benzer acayip,sahiden eşsiz küçük bir alem inşa ederler.