Çok beğendiğim ve çevremde spora ilgisi olan herkese önerdiğim kitap. Keşke spora ilgisi olmadığı halde, kendinde,yanlış bilgileriyle, spor yapanlara diledikleri gibi eleştiri yapma hakkı bulanlar da okuyabilse.
Sosyal medyada bilimle ilgili paylaşımları olan bir grubu takip etmekteyim. Yaklaşık 2 yıl önce bir paylaşımda bulundu. Paylaşımın içeriğindeki çizimde; bir tarafta beyni küçük çizilmiş spor yapmış kas kütlesi kazanmış bir birey, diğer tarafta etrafında kitaplar olan, kafatasını tamamen dolduran ve kıvrımları daha belirgin çizilmiş ışık saçan bir birey. Açıkça spor yapanların aptal olduklarını ima eden bir görsel.Paylaşımın altında binlerce beğeni ve yüzlerce yorum: "saatlerinizi vücut geliştirmeye harcayacağınıza biraz da kitap okuyun, aptalların uğraşacağı bir şey, kız tavlamak için yapıyorlar,protein tozu içip dev gibi oluyorlar..."
Çoğu bilgisizce yapılmış yorumlardı. Kulaktan dolma bilgilerle de söylediklerini desteklemeye çalışıyorlardı.
Spor yapan tüm bireylerin kitap okumadığı gibi dev bir yanılgı var. Halbuki spor yaparak geçirdiğiniz süre(bunu iş olarak yapmayan bireylerde) tahminen ortalama haftada 3-4 gün, günde 1-1,5 saat(vücut geliştirme için konuşursak). Yani kitap okumak için de yeterince zaman var.
Kız tavlamak için yapmak kişinin tercihi. Karşı cinse güzel görünmeyi istemekte yanlış bir şey görmüyorum. Kadınların büyük çoğunluğu hipergamiktir. Kendisinden daha uzun boylu daha iri erkekleri daha çok beğenirler. Makyaj yapan kadınlar da güzel görünmek ister, ki makyaj yapan kadınların karşısında bu erkeklere laf söylemek, kadınlara makyaj yaparak güzel görünmeye çalışıyorsun, bizi kandırıyorsun demekten daha kolay sanırım. İsteyen makyaj yapar, isteyen vücut geliştirme. Durumu cinsiyetçiliğe indirgemek de yanlış. Kadınlar spor yapmıyormuş gibi
-Kadın dediğin okumaz!
-Kadın dediğin kocasına itaat eder!
-Kadın dediğin gereğinden fazlasını bilmez!
-Kadın dediğinin işi dikip dokumaktır!
-Sakal kimdeyse bütün kuvvet ondadır!
-Erkek kadına kaşlarını çatıp baktı mı, kadının yapacağı şey hemen başını önüne eğmektir!
-Akıllı bir kadın, insanın başına çorap örmekte şeytan gibidir.
Gerçek hayattan tanıdık geliyor mu?
-Kadının sırtından sopayı karnından sıpayı eksik etmeyeceksin.
-Kız kısmı okumaz.
-Kadın sesli gülmez.
-Kadın gece dışarı çıkmaz.
-Kadının etek boyu bilmem şu kadar santimetre olmalı.
-Kadının yeri kocasının yanıdır.
-Kadın çalışmaz.
Daha saymama gerek var mı? Eminim böyle düşünceler yüzünden okutulmayan, üniversiteye gönderilmeyen, küçük yaşta evlendirilen ama okuma sevdasını yitirmeyen insanlar vardır aramızda. Benim çevremde sayıları çok fazla. Bunu üzülerek ifade ediyorum.
Eser de bu düşünceye sahip bir kahraman olan Arnolphe'un evleneceği kadını kendi düşüncelerine göre yetiştirmesi ile başlıyor. Daha doğrusu yetiştirmemesi. Onu cahil bırakmaya, bilgiden, diğer insanlardan uzak tutmaya çalışması...
"Tanrıya dua etmeyi, beni sevmeyi, dikip dokumayı bilsin yeter; ben bunu bilir, bunu söylerim." (s. 3)
Eş mi istiyorsun kendine köle mi?
Bunu sormadan edemedim.
Neden böyle düşünüyor peki?
Eğitimsiz kadın itaatkar olur,
Kendisine muhtaç olur,
Sorgulamaz,
Aldatmaz...
Ve şöyle bir iddiası var: "Ben bu ruhu istediğim yöne çevirebilirim."
Öyle mi peki?
“İnsanın içinden geçenler yüzünden okunabilseydi!
Nerde! Öyle bir sanatımız yok.” (sayfa 15)
1. Kısaca Shakespeare ve Eserlerine Bir Bakış
1606 yılında yazıldığı düşünülen Macbeth, William Shakespeare’in en çok okunan ve oynanan oyunlarının başında geliyor. İskoçya ve İngiltere arasındaki ilişkiler üzerine yazan Shakespeare’in her oyununda olduğu gibi bu oyununda da insan denen garip canlının sayısız duygu durumlarını elinden geldiğince sanatıyla yeniden yorumlamasını okuyoruz. Gözlem yeteneğinin üst düzey olduğu her edebiyatsever tarafından kabul edilen William Shakespeare’in trajik olayları resmetme başarısı aradan geçen 400 yılda okurlar nezdinde halen daha saygı uyandırmayı başarıyor.
Oyunlarında birçok farklı konuyu bir arada işlese de, her zaman birine daha fazla ağırlık verdiğini ve eserini o tema üzerine inşa ettiği bilinir Shakespeare’in. Romeo ve Juliet’te salt aşk kavramı ağır basarken, Othello’da ana tema kıskançlıktır. Hamlet’te daha çok intikam üzerinde duran yazar, Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda insanlar arasındaki çarpık ilişkilere odaklanır.
Kral Lear, II. Richard, Julius Caesar, Titus Andronicus, Atinalı Timon, Antonius ve Kleopatra gibi konusunu İngiltere ve dünya tarihinden alan önemli oyunları da bulunan Shakespeare’in en önemli yapıtlarından biri olarak anılan Macbeth'te ise hırs teması ağır basıyor. Politik bir atmosferde seyreden oyun, hırs duygusunun insanı nerelere sürükleyebileceğini gözler önüne seriyor.
Macbeth'in Shakespeare'in eserleri içinde en kalabalık karakter sayısına sahip oyunlarından biri olduğunu da ek bilgi olarak söylemek gerek. Fakat buna rağmen ana olayların Macbeth ve eşi ekseninde ilerlediğini görmekteyiz. 5 perdeden oluşan oyunun son perdesinin ilk 4 perdeye oranla daha hızlı gelişip sonuca bağlandığını da bir eleştiri olarak eklemek mümkün. Bir acelecilik seziliyor ve sahneler art arda