Evett bugün incelemesini yapacağımız kitap " Tatsız Bir Öykü " kitabı.
Öncelikle yazarın kaleminden biraz bahsedeceğim, sonrasında kitabın konusundan biraz bahsedip (spoilersız şekilde) kitap hakkında birkaç eleştiride bulunacağım ve bu kısım çoğunlukla spoiler olacak baştan uyarayım
Yazarın kalemi ile başlarsak bence bu kitapta yazım dili gelişmiş düzeydeydi. Kitabın hiçbir yerinde sıkılmadım ve elimden bırakmadım. Reading Slump'ta iseniz kitaba bakmanızı tavsiye ederim. İnce (bana gore) bir kitap olmasına rağmen bence içerisinde çok fazla şey yaşandı ve her olay birbirleriyle bağlantılıydı. Bu yüzden yazarın yazım dilini ve kitabı genel olarak başarılı buldum.
Konusuna geçersek:
Yazar olan ve genelde cinayet romanları yazan Öykü yayınevinin baskıları sonucu yeni bir kitap yazmaya karar verir ancak bir türlü ilhamını bulamaz. Hiç gitmediği bir bölgede imza günü düzenlenir ve Öykü de bu imza gününe katılır. Okurları arasında çok mutlu olan Öykü son okurunu görünce biraz şaşıracaktır çünkü bu adam onunla yaşıt gibi gözükmektedir. Başta okurunun abisi sandığı bu adam aslında onun çok büyük hayranıdır. Kısa zamanda çok yakın olurlar ve Öykü bu ilçeyi çok sevdiği için kısa süreli buraya taşınıp yeni kitabını burada yazmak ister. Ancak dışarı çıktığı zamanlar yer yer gördüğü kayıp kadın afişlerini göz ardı edemez ve bu kayıpların sorumlusunun kendisi olduğunu henüz bilmemektedir.
Kitabı kısaca bu şekilde özetleyebiliriz. Şimdi kitabın sonu hakkında konuşmam gerekirse
(SPOİLER!!!)
1. Eleştirim
Bence katilin Kıraç çıkması bariz belliydi daha farklı biri olsaydı daha iyi olabilirdi. Uygar veya Kıraç'ın annesi olmasını beklerdim. Ya da Öykü'nün karakter bozukluğuna sahip olmasını beklerdim. Kısaca bence katili bulmak çok kolaydı.
2. Eleştirim
Bence öldürülen insanların