“Bu dönemin portreleriyle ilişkili tüm sanat eserleri, o andan itibaren aşkının düşüncesiyle ilişkilenmişti, Lepre’yi sanatsal zevklerinin sistemine dahil ederek ona yeni bir varlık kazandırmıştı.”
Normalde Oğuz Atay’la bu kadar kısa sürede vedalaşmak istemezdim ancak dayanamayıp son iki kitabını bir hafta içinde okudum. Sona sakladığım kitabı olan Günlük’e de doğum günümde başlamak istedim. Başladım, okudum, düşündüm, dertleştik, ‘keşke’ dedim, ‘keşke daha fazla yazabilseydi’ dedim, Eylembilim bitseydi, Türkiye’nin Ruhu yazılsaydı. Bu kitabını da bilerek puanlamadım, günlüğüne de puan vermeyelim yani; zaten daha günlüğünün başında diyor bizlere: “Canım insanlar, sonunda bunu da yaptınız bana.” diye. Daha da bir şey yapmayalım, sadece üzerimize düşeni yapıp okuyalım; okutalım. İyi ki yazmışsın, iyi ki okumuşuz!