Bir kişinin yaptığı herkese mal edilir. İşte bu yüzdendir ki cennet bahçesinde yaşanan itaatsizlik insan türünün tamamını zan altında bırakmıştır. İşte bu yüzdendir ki tek bir Yahudi’nin çarmıha gerilişi kendini kurtarmaya yetmemiştir. Belki de Schopenhauer haklıdır: Ben başkalarıyım, her insan bütün insanlardır.
Hala hatırlarım elindeki koyu mor çarkıfelek çiçeğini, onu gün batımından geceye dek, adeta bir ömür boyunca, kimsenin incelemediği gibi incelediğini. Hala hatırlarım sigarasının ardındaki, yerlilerinkini andıran dalgın mı dalgın, suskun yüzünü. Hatırlarım dokumacılarınki gibi incecik parmaklı ellerini…Sesini net olarak hatırlarım, kenar mahalelerin kadim sakinleri gibi ağır ağır, alıngan ve genizden konuşmasını…
Evi çevreleyen nemli bahçenin sonsuz sayıda görünmez insanla dolup taştığını hissettim. Zamanın başka boyutlarında başka biçimlere bürünerek gizlenen ve devinen Albert ile bendik bu insanlar. Başımı kaldırıp etrafa bakınca bu incecik kabus dağılıverdi.
Zamanın silsileler halinde sonsuzluğa uzandığına, bu silsilelerin durmaksızın büyüyen dipsiz bir ağın içinde birbirine yaklaştığına, teğet geçtiğine ve birleştiğine inanıyordu. Birbirine yaklaşan, çatallanan, kesişen ya da birbirini yok sayan bu zamanların oluşturduğu ağ bütün olasılıklara gebedir. Biz bu zamanların çoğunda varlık göstermeyiz, kimisinde siz varken
ben yokumdur, kimisinde ben varken siz yoksunuzdur, kimisindeyse ikimiz de varızdır.