“Bir kimse üzülür veya kederlenirse şu sözlerle duâ etsin:
Ene abdüke, ibnü abdike, ibnü emetike, fî kabdatike, nâsıyetî biyedike, mâdın fiyye hükmüke, adlün fiyye kadâüke, es’elüke biküllismin hüve leke, semmeyte bihî nefseke, ev enzeltehû fî kitâbike, ev allemtehû ehaden min halkıke, ev iste’serte bihî fî ilmil aybi indeke, en tec‘alel Kur’âne nure sadrî ve rabîa kalbî, ve cilâe hüznî, ve zehâbe hemmî
“Allahım! Ben senin kudretin altında yaşayan bir kulunum. Yarattığın bir adamın ve bir kadının çocuğuyum. Varlığım senin elindedir. Hükmün benim üzerimde geçerlidir. Hakkımda verdiğin hüküm âdildir. Sana âit olan ve kendine verdiğin veya kitabında bildirdiğin yahut yarattığın bir varlığa öğrettiğin yahut da gayb ilminde kendin için seçip kimseye bildirmediğin her bir ismine sığınarak senden şunu istiyorum. Kur’an’ı göğsümün nuru, kalbimin ilkbaharı kıl. Onu hüznümün dağılmasına ve sıkıntımın yok olmasına vesile eyle.”
“Bir sıkıntı zamanında Âyetü’l-kürsî’yi ve Bakara sûresinin son âyetlerini (âmenerresûlü) okuyan kimseye, Azîz ve Celîl olan Allah yardım eder, onu sıkıntısından kurtarır.”
“Başına bir sıkıntı gelen kimsenin yapacağı duâ şudur:
Allàhümme rahmeteke ercû, felâ tekilnî ilâ nefsî tarfate aynin, ve aslih lî şe’nî küllehû, lâilâhe illâ ente
Allahım! Ben senin rahmetini istiyorum. Beni göz açıp kapayıncaya kadar bile nefsimin eline bırakma. Benim bütün işlerimi yoluna koy. Senden başka hiçbir ilâh yoktur."
Hadîd Suresi 21. Ayet/27. Cüz
سَابِقُٓوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَٓاءِ وَالْاَرْضِۙ اُعِدَّتْ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا بِاللّٰهِ وَرُسُلِه۪ۜ ذٰلِكَ فَضْلُ اللّٰهِ يُؤْت۪يهِ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ
Genişliği gökle yerin genişliği gibi olup Allah’a ve peygamberlerine iman edenler için hazırlanmış bulunan cennete ve rabbinizin bağışlamasına erişebilmek için yarışın. Bu, Allah’ın lutfudur ki onu dilediğine verir. Allah büyük lutuf sahibidir.