Böyle zamanlarda beynim hızını alamamacasuna bir ivmeyle çalışıyordu sanki. Sözcükler. Renkler. Sesler. Bazen hepsi arka planda kalıyor ve yalnızca sesleri duyuyordum. İşte o aşamada her şeyi duyabiliyordum; ama sadece duymak değil... hissedebiliyordum da. Bazen de hepsi birbirine girebiliyordu; sesler ışığa, ışık göz alıcı bir parlaklığa dönüşüyor ve beni adeta ortadan ikiye bölüyordu. Sonrasında da baş ağrısı peyda oluyordu. Bu sadece hissettiğim değil, hepsi kör edici tonlarda milyonlarca renkten meydana gelmişçesine görebildiğim de bir baş ağrısıydı.
...üzülmek zaman kaybından başka bir şey değil. Hayatı, sonradan pişman olmayacağın, özür dilemek zorunda kalmayacağın şekilde yaşamalısın. İşini sağlama alıp baştan doğru olanı yaparsan sonrasında özür dilemeye gerek kalmaz.