Zamanın içinde kaybolmuş günler, birbirine eklenen solgun sayfalar gibi akıp gidiyordu. Ne bir başlangıç ne de bir son vardı; sadece süregelen, belirsiz bir döngü… Anlamdan yoksun saatler, hafızada iz bırakmadan siliniyor, her şey giderek daha da bulanıklaşıyordu. Bir zamanlar içini ısıtan hayatın kıvılcımı şimdi sadece sönmeye mahkum bir kül yığınıydı. Günler, ona ait olan her şeyi alıp götüren bir fırtına gibi üzerini örtüyordu.