Ruhu öyle duygu doluydu ki hafif bir müzik eşliğinde ellerini çenesinin altına koymuş, kendisini hayallerin ve derin düşüncelerin çıkmazı içerisinde bulmuştu. Bu tam anlamıyla hayatı anlamlandıramamışlığın donuk bir tepkisizliği gibiydi.
Bu düşünceli saatler hayatımın anlamı olmuştu. Kendimi daha fazla ifade edebildiğim bu sessiz gecelerde düşünceler ardı arkasına sıralanıyor ve üzüntü en yoğun biçimde kendini gösteriyordu.
Öyle çok şey hissediyordum ki hiçbir şey hissetmenin değmeyeceği bir çağa esir olmuştum. Benliğim bir felaketti henüz tanrının bile yaratmaya korkacağı bir felaket.