Soluk alma zorunluluğundan kurtulacak gücün niye yok? Ciğerlerini ablukaya alan ve tenine dayanan bu katılaşmış havaya hala tahammül etmek niye?.. Keşfedilmemiş bir gezegen kadar uzaksın kendinden; mezarlıklara dönük uzuvların da, oranın dinamizmini kıskanıyor…
Yeni bir iman öneren kişi zulme uğrar, kendi de zalimleşinceye kadar: Doğrular, polisle çelişkiye düşülerek başlar ve polise dayanılarak biter; zira adına acı çekilmiş her saçmalık, yasallığa dönüşerek yozlaşır; tıpkı her şehidin sonunun yasa bentlerine, takvimin yayvanlıklarına ya da sokak isimlerine varması gibi..
Hayatın, hüzün yüzünden sorumsuzlaşarak, anlarını hiçe saymıştır oysa hayat süreye sofuca inanmaktır., rakseden bir edebiyet duygusu, kendini aşan ve güneşle rekabete giren zamandır..
Geceler boyunca hangi kabuslarla haşır neşir olduk ki güneşe düşman olarak kalkıyoruz? Her şeyle hesabımızı kapatmak için kendimizi mi tasfiye etmemiz gerekiyor? Zamanla kurduğumuz yakınlığı hangi suç ortaklığı, hangi bağlar sürdürüyor?