Uğraşsızlar uğraşlılardan daha çok şeyi kavrarlar ve daha derindirler: Ufuklarına sınır çeken hiçbir meşgale yoktur; sonsuz bir pazar günü doğmuş olan onlar, seyrederler-ve kendilerini seyrederken seyrederler. Tembellik fizyolojik bir kuşkuculuktur, tenin şüphesidir.
Mutsuzluk, soluk aln her şeyin dokusunu oluşturur, ama çeşitleri evrim geçirmiştir; her varlığı, böylesine ıstırap çeken ilk insan olduğuna inanmaya iten alt edilmez görünümlerin birbirini izlemesini sağlayan odur. Tek olmaktan duyduğu gurur, insanı, kendi derdine aşık olmaya ve tahammül etmeye teşvik eder.
Vaaz verme çılgınlığı içimizde öylesine yer etmiş ki, korunma içgüdüsünün bilmediği derinliklerden doğar. Her insan kendinin bir şey önereceği anı bekler: ne önerdiği önemli değildir. Bir sesi vardır ya, o yeter. Ne sağır ne de dilsiz olmanın bedelini pahalıya öderiz.