Enerjimiz, yüksek tempolu çalışmamız ve hedeflere birçok adımı atlayarak ulaşmak istememiz yüzünden heba olup gidiyor, göz göre göre tükeniyor. Sizin enerjiyi kullanma hızınız ile yaradanın size bunu sağlaması arasında bir uyum sağlanırsa, enerjiyi iyi kullanabilirsiniz. Yaradan sizin içinizdedir. Siz enerjiyi belli bir hızda kullanmak isterseniz ve yaradan da buna başka bir hızla
izin verirse, o zaman kendinizi parçalıyorsunuz demektir. Yaradanın değirmenleri yavaş yavaş, fakat çok küçük
parçalar halinde öğütür. Oysa bizim çoğumuz kendi değirmenimizin hızla öğütmesi ister ve bu yüzden çok kötü öğütürüz. Yaradanın temposuna uyarsak, enerjimizi doğru bir şekilde değerlendirebilir ve uzun süre kullanabiliriz.
Karşınızdaki güçlük ne kadar büyük olursa olsun, eğer cesaretle göğüsleyecek olursanız sizi ümitsizliğe düşürmez . Fakat ümitsizliğe düşüreceğini kabul edersek , işte o zaman gerçekten ümitsizliğe düşeriz . Yani olayı algılayış tarzımız çok önemlidir. Bir olayı kabul ediş tarzımız, daha hiçbir şey yapmadan peşinen yenilgiyi kabul etmemize neden olabilir. Onu üstesinden gelinebilir bir olay olarak kabul edersek , içimizdeki güçleri harekete geçirir ve kendimize güven duyarak üstesinden gelebiliriz .
"Olaylardan ziyade ,o olaylara karşı tutumunuz önemlidir."
Biz çoğu zaman dünyadan aldıklarımızla bir şey olduğumuzu zannediyoruz. Halbuki dünyaya verdiklerimizle bir şey oluyoruz. Verdiğimiz ilimle, yaptığımız yardımla, bir başkasının elinden tutmakla... Yani hürmetle, merhametle ve hizmetle....
Gözü dönmüş hırslarımıza kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Sonun bu. Öfkelerimize kabirler gösterilmeli. Bak işte sen de sağ yanına yatacaksın. Yüzün kıbleye dönük. Endişelerimize kabirler gösterilmeli. Al işte demeli. Neden korkuyorsun hayatta? Başımıza gelmesinden korktuğumuz şeylerin en büyüğü bu ve bu bizim yazgımız. Yazgısını sevmeli insan. Razı olmalı. İncinmiş yanımıza kabirler gösterilmeli. İşte bu. Hepsi bu. Încitenlerin de incinenlerin de sonu.
Tüm yaşadıklarımız sağ yanına yatacak. Yüzleri kıbleye dönük.