Bu kitap, ağır bir depresyonun karanlığından ziyade; günlük hayatın içinde sürüp giden, insanın yakasını bırakmayan o "hafif mutsuzluğun" ve "yetersizlik hissinin" bir dökümü. Yazarın psikiyatristiyle yaptığı seansları okurken, aslında kendimizle yaptığımız o bitmek bilmeyen iç konuşmalara şahit oluyoruz. Kitabın adı her şeyi özetliyor aslında; hayat ne kadar yorucu olursa olsun, bir tabak tteokbokki (ya da sizi mutlu eden o küçük şey her neyse) hala yaşamaya değer bir sebep sunabiliyor. Bu kitap size mucizeler vaat etmiyor; sadece elinizi tutup "Yalnız değilsin, bu hissettiklerin çok insani" diyor. Okuduktan sonra üzerimdeki o görünmez yüklerin hafiflediğini, kendime karşı daha şefkatli olmam gerektiğini hissettim. Kalbinizi ısıtan, hüzünle umudu aynı kasede sunan çok özel bir yolculuktu.