“Bu kadar cahil biri nasıl kral olmuş? Senin, halkın o kadar mı geri? Şarap rengi denizler üzerinde, ‘Büyük Pan öldü, Büyük Pan öldü!’ diye bağıran o ünlü sesi de mi hiç duymadılar? Tabii o olay yaklaşık bin yıl
önceydi aslında. Senin gibi bir salak bile benim hâlâ sağ ve sağlam olduğumu görebilir. Ama yine de, İsa’nın doğmasıyla bana olan inanç çok zayıfladı. O gün bu gündür canımı kurtarmaya bakıyorum.”
“Evet, şimdi sen söyleyince aklıma geldi. Bizim kilisenin papazı senden sahte ilahlar arasında söz ederdi. Hatta şeytanı tarif etmeye kalkıştığında... biliyor musun, budala herif bir tek tanrı ve bir tek şeytan bulunduğuna inanıyor... evet, anlattığı şeytan âdeta... senin ikizin gibi bir şeydi!”
evet, insanlığı yiyip bitiren, hastalık gibi, kaza gibi şeylere karşı bağışıklığımız vardır, ama tanrılar da ölebilir. ancak bize inananlar bulunduğu sürece yaşarız.
"seni, o kutsal ökseotunu takmak, fasulye kralı olmak, sevgili tarım tanrıçasına kurban edilmek üzere geri yollardım. ama onun yerine, şu anda kendi içinden esen bu garip rüzgara uyup yola koyulman, gitmen için teşvik edeceğim seni. o rüzgar seni nereye götürürse, oraya kadar git."
"ama ne tarafa gideyim?"
"o artık rüzgarla senin aranda. sen herhalde bir tür ölümsüzlük arıyorsun. o konuda sana yardım edemem. benim yaşadığım yerlerde ölüm bir yoldaştır. insan dostuyla, yoldaşıyla kavga etmez. eğer ölüme karşı gücü olan ustaları bulmak istiyorsan, doğunun ta ötelerine gitmeni öneririm.
"hellas'a kadar mı?"
"hellas'tan çok uzağa."
"mısır'a mı öyleyse?"
"mısır'a kadar olan yolun üç katı kadar gitmen gerek senin."
"mısır'dan üç kat öteye mi? beni kandırmaya mı çalışıyorsun? dünyanın kenarından düşerim o zaman."
şaman katıla katıla güldü. "Alobar! dünyanın kenarı yoktur."
kertenkele alt tarafı kertenkeledir, yılanbalığı yılanbalığıdır, diken de dikendir. gerçi diken, kendi dikenliği içinde bütün haldedir, sınırları, bazı sersemlerin sandığı kadar sert değilse bile, yine de çok bellidir. aelfric köylüleri de dikenler, kertentekeler gibidir. bir tek şey olarak doğar, bir tek şey olarak ölürler. ama sen... savaşçı olmuşsun, kral olmuşsun, serf olmuşsun, üstelik görünüşe bakılırsa henüz yolun sonuna gelmiş de değilsin. demek ki yeni yönün sırrını öğrenmişsin. kısacası: bir insan, birçok şey olabilir. belki de her şey olabilir.
işte o hırsızların anlayamadığı şey de buydu, yeşim tek başına sizi bir Yeşil Kemik yapamazdı. Kan, eğitim ve Klan sizi bir yeşim savaşçısına dönüştürürdü; bu her zaman böyle olmuştu.