Özge

7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
Christopher Lincoln tarafından kaleme alınan "Gece Kütüphanecisi", kitapların sadece kağıt ve mürekkepten ibaret olmadığını, her birinin yaşayan birer evren olduğunu hatırlatan büyüleyici bir macera. Ya en sevdiğiniz kahramanlar gerçek dünyada dolaşsaydı? Ya da daha kötüsü, en korkunç kötü adamlar? Kitap, isimleri bile edebiyata göz kırpan ikiz kardeşler Page ve Turner'ın etrafında dönüyor. Babalarının gizemli bir şekilde ortadan kaybolan kitabı yüzünden, ikizler kendilerini devasa ve büyülü bir kütüphanenin içinde bulurlar. Ancak bu kütüphane bildiklerimize hiç benzemez; burada edebi karakterler canlanıp sayfalardan dışarı çıkabilmektedir. Kitap boyunca klasik eserlere ve unutulmaz karakterlere yapılan göndermeler, okuma serüvenini bir define avına dönüştürüyor. Page ve Turner'ın arasındaki dinamik, hikayenin duygusal merkezini oluşturuyor. Birbirlerini tamamlama şekilleri oldukça samimi. Kütüphane sadece bir mekan değil, adeta yaşayan, nefes alan bir karakter gibi betimlenmiş. Gece çöktüğünde rafların arasındaki o tekinsiz ama merak uyandırıcı hava çok iyi yansıtılmış. Gece Kütüphanecisi, kitapların dünyasına yazılmış bir güzelleme-çizgi roman (böyle bir tanımlama tabi ki yok, ben uydurdum) Sayfaları çevirdikçe siz de kütüphanenin koridorlarında Page ve Turner ile birlikte maceradan maceraya koşacaksınız.
Duygu ve Düşünce
Gece KütüphanecisiChristopher Lincoln · Timaş Genç · 2024166 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·112 syf.··
2025 13. kitabı
Hanri Benazus’un Atatürk ve Çocuk adlı eseri, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği değeri, çocuklarla kurduğu insani ilişkiyi merkeze alan, belgesel nitelikli bir çalışmadır. Kitap, Atatürk’ün yalnızca askerî ve siyasal bir lider değil; aynı zamanda geleceği çocuklar üzerinden düşünen bir eğitimci ve hümanist olduğunu gözler önüne serer. Eserde Atatürk’ün çocuklarla ilgili sözleri, anıları, fotoğrafları ve tanıklıklar bir araya getirilmiştir. e Atatürk’ün çocuklara bakışı; sevgi, sorumluluk, eğitim, özgürlük ve cumhuriyet bilinci eksenlerinde ele alınır. Kitapta yer alan anekdotlar, Atatürk’ün çocuklarla kurduğu samimi ilişkiyi somut örneklerle ortaya koyar. Onlarla sohbet eden, sorularını ciddiyetle dinleyen, düşüncelerini önemseyen bir lider profili çizilir. Bu yönüyle eser, resmî tarih anlatısının ötesine geçerek daha insani ve sıcak bir Atatürk portresi sunar. Eserin en belirgin teması, çocuğun geleceğin öznesi olarak konumlandırılmasıdır. Atatürk’ün “küçük hanımlar, küçük beyler” hitabı yalnızca bir sevgi ifadesi değil; çocukları birey olarak kabul eden modern bir anlayışın yansımasıdır. Benazus, bu yaklaşımı Cumhuriyet’in eğitim politikaları ve çağdaşlaşma hedefleriyle ilişkilendirir. Bir diğer önemli tema ise ulusal egemenlik ve çocuk ilişkisidir. 23 Nisan’ın çocuklara armağan edilmesi, kitapta sembolik ve ideolojik boyutlarıyla ele alınır. Bu durum, Atatürk’ün Cumhuriyet’i kalıcı kılma düşüncesinde çocuklara verdiği merkezi rolü açıkça gösterir.
Duygu ve Düşünce
Atatürk ve ÇocukHanri Benazus · İleri Yayınları · 201914 okunma
10/10
·351 syf.··
2021 3. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2021 13:09
Okuduğum en huzursuz kitaplardan biri oldu Görmek. Politik hiciv ama ne hiciv, taşlar kayalar tepelerden aşağıya son hız yuvarlanmış, alegori içinde alegori. Başlayalım: Görmek için yapılan yorumlarda / incelemelerde ilk olarak öne sürülen argüman Körlük’e göre daha sıkıcı olduğu. Katılmıyorum. Bazı okurların bu şekilde düşünmesinin sebebi, büyük ihtimalle kitabın ilk yarısındaki politik dil. Tamam itiraf ediyorum, başlangıçta ben de, bunun sonu nereye varacak, diye düşünmedim değil, ama sadece ilk birkaç bölüm; yönetenlerin siyasi diyaloglarının içindeki hazineyi keşfedene kadar. Mükemmel bir sistem eleştirisi var bu satırların arkasında. Diktatörlük ya da faşizm denen şeyin demokrasi ile arasındaki mesafenin inanılanın aksine çok kısa olduğunu görmek için, ikinci seçim sonunda başbakanın yaptığı konuşmaya göz atmak yeterli; hükümetin başkenti terk etme kararını açıkladığı, aba altından kocaman bir değnek gösterdiği o konuşmaya: Demokrasi örtüsü arkasına gizlenmiş diktatörlük. Yönetenlerin, güce erişmek ya da gücü ellerinde tutmak için birbirleriyle ettikleri mücadele de kayda değer; özellikle adalet bakanının istifasından sonra yeni bir bakan atamak yerine içişleri bakanının, ben o görevi de üstlenirim, demesi ve aynı bakanın şu sözleri: […] herkesten daha iyi bilirsiniz ki, hiçbir içişleri bakanı hiçbir dönemde ve dünyanın hiçbir ülkesinde kendi bakanlığının sefaletinden, utançlarından, ihanetlerinden ve sonuçlarından konuşmak için ağzını açmaz, (syf.144) “Democracy in crisis” Ve o epik sahne: Devlet erkânı başkenti terk ederken, evlerin yanan ışıkları. Hem, hadi size güle güle, aydınlatalım da yanlış yola sapmayın, der gibi hem de başkent sakinlerinin aydınlanmasının simgesi. İlk olağanüstü hal’i, seçilerek göreve geren devlet yetkililerinin elinde hayal
GörmekJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 202222,9bin okunma
Puan vermedi·361 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2021 00:00
“Bahsettiğiniz zulüm, yalnızca romanda değil, dünyanın her yerinde her gün yaşanan bir zulüm. Ve biz şu anda beyaz körlük salgınına yakalanmış durumdayız. Körlük, insan aklının körlüğü için kullanılmış bir metafor. Bu gezegendeki kaya oluşumlarını incelemek için Mars’a birini gönderirken, aynı zamanda milyonlarca insanı bu gezegende aç bırakan çelişkiye dair bir körlük. Ya körüz, ya deliyiz” (Yazarın bir röportajından) Okurken bireysel ve toplumsal davranışlarla ilgili “mecazi” bir körlükten bahsedildiğini satır aralarında sezinlesem de sembolizmini ifade etmek için gereken cümleleri arka arkaya sıralamakta epey zorlandığım distopik kitap: Sana en derin saygılarımı sunarım. Kitabın temel direği olan kozmik soru: Muhteşem Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşinin birinci basamağında takılıp kalmış insanlar, başkalarının kendilerini görmediğini bilirlerse, mahalle baskısı olmazsa diğer bir deyişle, nasıl davranırlar? Çok fena şeyler yaparlar. Nokta. Erdemin doğasını sorgulatırlar. Net. Kitapta Thomas Hobbes’un, insanlığın “doğa durumu” dediği tek başınalıktan/örgütsüzlükten, karmaşık toplumsal düzene evrilmesinin (geçmişten günümüze tüm dünya halkalarının geçirdiği sürece makro kozmos dersek eğer) mikro kozmosa uyarlanmış hikayesi var. Doktor ve karısının karantinaya alınan ilk kişiler olmasıyla beraber ortaya çıkan doğa durumu; kendi yaşamını kendi kurallarına göre sürdürme durumu, ilk kör grubunun gelmesiyle birlikte ufak çaplı bir toplumsal anlaşmaya dönüşür. Körler gelmeye devam ederler ve basit düzen giderek karmaşıklaşır. Akıl hastanesinin sınırlarının, gelen körlerin sayısını artık tolere edemediği durumda kaos ortaya çıkar (bakınız: iki yüz kör hastaneye geldiğinde yaşanan “mayhem”). Kaosu, güçlünün hakimiyeti/despotizm takip eder. Elinde tek bir silah olan 20 kişilik
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,2bin okunma
10/10
·502 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2020 12:20
“Evet, dans etmek yeniden dönecek hayatımıza, dans etmeyi sonsuza dek yasaklayamazlar.” Hadi başlayalım! Standart bir girizgah yapalım ve Damızlık Kızın Öyküsü ile Ahitler arasında 15 yıl olduğunu söyleyelim önce. Offred’in kurtuluşunun ardından 15 yıl geçmiş, diğer bir deyişle. 15 yılda, dışarıdan erdem timsali olan, fakat aslında içi, yaşlı bir ağaç gibi tahta kuruları tarafından oyulmuş demir ökçeli Gilead’ın kaçınılmaz sona, ezdiği kadınların elinden nasıl vardığının öyküsü. Ah o Lydia Teyze! İlk kitapta, saçlarını kökleyerek yolmak istediğimiz, çıbanın başı, dediğimiz Lydia Teyze kuzu kılığında kurtmuş meğer; maşalarını kullanıp elini yakmadan kestaneleri çeviren. Nakış işlemek kadınlara çok yakışır, diyor bir satırda ve onu işkenceyle sistemine katan –kattığını sanan- baskıcı yönetimin sonunu da ince ince, nakış gibi işliyor. Örümcek kadının öpücüğü, ezilen kadının intikamı… Çok yaşa Lydia Teyze! Üç farklı karakter var bu kez, kooooskoca Gilead’ı yerle bir edecek olan. Ayrıntılara girmek spoiler olur ancak bir noktada tahminler yapmaya başlıyorsunuz ve evet, şimdiden söyleyebilirim ki bunların bazılarında haklı çıkacaksınız. Bazı açılardan ‘predictıbıl’. Ama bu, yazarın itinayla yan yana getirdiği kelimelerin gerçekten çok iyi bir kitap oluşturduğu gerçeğini değiştirmeyecek; endişeye mahal yok. Olayların üzerinde döndüğü motiflerden biri ‘işbirliği’. Bu açıdan tam bir kız kardeşlik manifestosu: Güç için, sisteme yaranmak için, yaşamlarını sürdürebilmek için birbirlerinin gözünü oyan kadınlar, el ele verirlerse beton gibi bir militarist teokrasiyi ince kıyılmış soğana çevirebilirler. Kadınları sinirlendirmeyin! Oje sürmelerine hele, hiç karışmayın. Etek boyuna bir de, sonra dip boyasına, sonra okumasına, sonra makyajına, sonra kahkahasına ve sonra özgürlüğüne… Bir
AhitlerMargaret Atwood · Doğan Kitap · 20201,331 okunma