Garip. Bir şeyler düşünüyorum. Düşünceler beni bir yere götürecekmiş gibi yapıyorlar. Bir yere doğru akıyorlar. Bir noktaya doğru. Her şeyi başa döndüren bir yere doğru.
Sonuna kadar gitmek isterdim. Fakat korkuyordum. Bir sözlüğün sınırları çok fazla zorlanırsa ne olacağını bilmiyorum. Sen olsan hemen söylerdin ne olacağını. Fakat ben yalnızken sonuna kadar gidemem.
Sözcükleri alt alta yazdım ya, aralarındaki boşluğa takılıp durdum bütün gece. Çöl gibi bir şey iki sözcüğün arası. Boş. Bir harf olsun olmalı bence. Böylesi çok sessiz. Issız.
Issız. Çıt çıkmıyor.
Terk edip giden biri. Ardında çoğalttığı sadece yollar. Yollar asfalt. Durup dururken geçen bir bisikletin düşündürdükleri. Dönüp duran zaman. Bir ümit, aniden kanatlanan kuş sürülerinin tedirginliği. Katı hâl, kötü hâl, güzel hâl. Gelecek güzel günlerden bahsetmek ister insan. Katı hâl istek yaratır. O hâlde; arzu. Heykel yaratmanın başka bir açıklaması olabilir mi? Kolları kırık, kaideye sağlam basan, hiçbir yere gidemeyen kadınlar. Çoktan gitmiş olanlar. Kötü olanlar. Geride, asfalt bir yolda, geceyle yok olan bir gölge bırakanlar. Katı hâlin gölgesidir üzerimizde kalanlar.
Garip şey... İnsan düşünen bir varlık, ama konuştuğu zaman düşünceler başka anlamlar kazanıyor. Yani... size de olur mu? Düşünürsünüz, düşünürsünüz... Ya da üzerine çok da ayrıntılı düşünmeye gerek duymadığınız bazı inançlarınız vardır... Yargılarınız... Bir gün onları başka birine anlatırken kendinizi dinlersiniz ve aslında neler düşünmüş olduğunuzu fark edersiniz...