VisâL

"Allah Resûlü'nün en son kıldığı namaz, akşam namazıdır. O namazda el-Mürselât Süresini okumuştur. Artık ondan sonra ruhunu teslim edinceye kadar namaz kılmamıştır.
Reklam
Resülüllah (s.a.v.) kıldığı bir namazda bir âyet atlamıştı. Namazı bitirdikten sonra arkasındaki cemaatten sordu: "Ben ne okudum?" Cemaat sustu. Cemaatin sustuğunu görünce Übey bin Kâb'a aynı soruyu sordu. Übey: "Sen filan süreyi okuyup falan âyeti terk ettin. Bu âyetin neshedilip edilmediğini bilmiyoruz" deyince Resûlül-lah (s.a.v.): "Sen bu işin ehlisin Ey Übey!" dedi ve sonra di-gerlerine dönerek şöyle buyurdu: "Namaza gelip saflarını tamamlayıp duran ve peygamberleri aralarında bulunan kavimlere (sizlere) ne olmuş ki Allah'ın kitabından hangi sûre kendilerine okunduğunu bil-miyorlar? Dikkatli olunuz! İsrailoğulları, sizin yaptığınız gibi yaptı. Allah Teâlâ peygamberlerine: "Kavmine söyle! Bedenleriyle huzuruma varıyorlar. Dillerini bana veriyorlar. Fakat kalpleriyle uzaklaşıyorlar. Yaptıklarının bâtıl olduğunu bilsinler!" diye vahyetti."
Din
İyi bayramlar 🍬🥰
1000Kitap
"Gıybet edenle onu dinleyen, günahta ortaktır"
..söylenmesi haram olan her nesnenin işitilmesi de haramdır. İşte bu sırra binâen Cenâb-ı Hakk, Kur'an-ı Kerim'de gıybeti dinleyen ile haramı yiyeni eşit tutmuş: سَمَّاعُونَ لِلْكَذِبِ اكَّالُونَ لِلسُّحْتِ "Onlar, boyuna yalan dinlerler, boyuna ha- ram yerler." (Mâide: 42) buyurmuştur. Başka bir âyette de: لَوْلَا يَنْهِيهُمُ الرَّبَّانِيُّونَ وَالْأَحْبَارُ عَنْ قَوْلِهِمُ الْاِثْمَ وَاكْلِهِمُ السُّحْتُّ "Ne olurdu, onların âlimleri ve din bilginleri günah söylemelerinden ve haramı yemelerinden kendilerini vazgeçirmeğe çalışsalardı ya." (Mâi-de: 63) buyurmuştur. Binâenaleyh gıybete karşılık sükût haramdır. Cenâb-1 Hakk: اِنَّكُمْ اِذَّا مِثْلُهُمْ "Çünkü o zaman siz de onlar gibi olursu- nuz." (Nisâ: 140). Bu sırra binâen Allah'ın Resûlü de şöyle buyur- maktadır. الْمُغْتَابُ وَالْمُسْتَمِعُ شَرِيكَانِ فِي الْإِثْمِ. "Gıybet edenle onu dinleyen, günahta ortaktır"
"Beş nesne vardır ki oruçlunun orucunu bozar (sevabını azaltır) yalan, gıybet, nemime (kovucu-luk) yalan yere yemin etmek, şehvet ile nazar et- mek." Dilini hezeyan, yalan, gıybet, kovuculuk çirkin konuşmak, galiz konuşmak, kavga etmek ve riyâ ile konuşmaktan korumaktır. Ve aynı zamanda dili sükûta icbar, Allah zikri ve Kur'an tilavetiyle meşgul etmektir. Bu ise, dilin orucudur. Süfyân es-Sevrî buyurdu: - Gıybet, orucu bozar. Bu hükmü Bişr bin el-Hâris, Süfyân' dan rivâyet etmektedir. Leys, Mücâhid' den: - İki haslet vardır. Onların ikisi de orucu bozar: Gıybet ve yalan... dediğini rivâyet etmektedir.