Tanrı bize mutluluk duygusunu ve keyfini verdiyse, bu dünyada sadece acı çeken masum ruhları kollaması gerekmez mi? Bu böyle olmalı, değilse ya Tanrı yoktur ya da hayatımız acınası bir şakadan başka bir şey değildir.
Aşka bir sözcüğün, bir bakışın, ses tonundaki bir değişimin, görünürde hafif bir ilginin yettiğini herkesten iyi bilirsiniz; aşkın en zarif ayrıcalığı kendi kendisini kanıtlamasıdır.
Onun için evliliğin sevinçleri bunlarsa, böyle sahneler sık sık tekrarlanıyorsa, yaşamaya nasıl devam edebiliyordu? Cezasız kalan ne uzun vadeli bir cinayet işleniyordu!