Bauhaus, bir objenin estetik boyutunu tutarlı olarak araştırmasıyla, endüstriyel ürün meydana getirmenin estetik boyutunu dikkate alabileceğini kanıtlamıştır.
Diyebiliriz ki, çağımızın uzun on yılları boyunca insan gerek felsefede gerekse sanat alanlarında bu "yabancılaşma"ya karşı direnmiş, teknolojinin, makinenin egemenliğine karşı, insanın özünü, özgür düşünme ve yaratma bilinci uğruna büyük uğraş vermiştir. Felsefede fenomeloji felsefesi, varoluşçuluk (existentialism), yapısalcılık (structuralism) ve hermeneutik bu yolda ortaya konmuş cesur ve onurlu düşünce sistemleridir.
Diğer canlılar, doğa varlığını, empirik dünyayı aynen benimsedikleri, ona uyum sağladıkları halde, insan, doğaya bir insansal dünya katarak doğayı insansal bir doğa varlığı haline getirir. Empirik dünyanın, doğa dünyasının, bir oluşum ve yok oluş dünyası olmasına karşılık, insanın yaratma erkiyle meydana getirdiği, en geniş anlamında sanat ürünleri dünyası, süreklilik kazanmış bir varlık dünyasıdır.