Hayal gücü, yaratma erkiyle bir nesneyi, burada ve şimdi var olma kategorisinin dışına çıkarır ve onu insansal-tinsellik kategorisi içine yerleştirir. Bu anlamda yaratma, insanın hayal gücüyle nesnelere tinsel bir anlam vermesi demektir. Bu nedenle, en basitinden en üstününe kadar her tasarım, bir yaratma etkinliğinin ürünüdür.
İnsanın estetik gereksinimi tüketim için en az diğer gereksinimler kadar önemlidir. Nitekim endüstri de bunu zaman içinde anlamış insanın estetik gereksinimini gereksinimler yelpazesinde ilk sıraya koymuştur.
İnsan, diğer canlılarla karşılaştırıldığında, sahip olduğu biyolojik donanım bakımından bir yoksunluklar varlığıdır. İnsan öncelikle yaşamda kalabilmek için bir güvenlik gereksinimin itilimiyle, hazır olarak bulduğu ve içinde yaşadığı doğayı aklıyla değiştirme zorunluluğu duyar.
Sosyal demokrat olarak yola çıkan Bauhaus'un sonunda kapitalist bir üretim sistemi içine girmesi belki bir çelişkidir. Ama çağdaş endüstrinin boyutları düşünüldüğünde, bunun bir çelişki değil, doğal bir durum olduğu görülür.