Oysa adama sigara içmenin dilencilere yasak olduğunu bilmeyen insanların da varlığını öğretmek istemişti.
....
Bildik gecelerden biriydi. Kulaklarında büyük şehrin uğultusu vardı. Belki arananın ayak sesleri de bu ugultuunun içindeydi.
Güldü. Yaman adamdı bu dilenci. İnsanların işten dönerken ucuza huzur satın aldıklarını biliyordu.
....
Onlar "Sonunda beni sürüklediği büyük felakete rağmen onun kollarına atıldığım gecenin tadını unutamıyorum," diye başlayan hikâyeler isterlerdi.
"Karıncalar bilmeden severler," diyordu. Öte yanına dönüyor, kurtulamıyordu. "Uyumam gerek," diye düşündükçe kafası sanki "Olmaz!"diyordu, "Karıncalar bilmeden severler."
Böyle bir gün tatlıcıda bir kadınla tanıştı. Kadının çocuk gibi sık sık burnunu çekişi onu daha kadınlaştırıyor, hoşuna gidiyordu. Üç gün sürdü. Sık sık burnunu çekiyor diye kadını bıraktı.
...
Alıştığı beziryağı kokusuyla birlik yitireceği sabahlar vardı önünde.
...
Sağdaki kaldırımda duvara dayanmış büyük gözlü bir okul çocuğu ilgiyle ona bakıyordu. Gözlerini kırpmadan elindeki elmayı ısırdı. Ağzı sulandı. Yürüdü. Vardı işte. Çocuklar, elmalar vardı.