Bir yerlerde bir müzik çalıyor,
Olabilecek en tuhaf tonlarla
Ayçiçeği tohumlarından ve denizcilerden bahsederek,
Bir yerlerde bir trampetçi çocuk
Ümitsiz vakitlerin hissiyle titriyor,
Henüz doğmamış bir gelecekteki
Yaz günlerini hatırlayarak.
Tarihöncesinden fışkırarak ve
Eski Mısır'ın tozlarıyla kaplı bir gelecek,
O mezar ve leylak kokusu
Şevhet mahsulü tohumlar
Ve kimsenin erişemeyeceği
Kadar yüksekte bir dalda duran şeftali,
Orası,
Istakozlar kadar güzel mumyaların
Yitip gitmiş gelecekleri anımsayıp ders verdiği bir yer.
Ve çocuklar taş zemine oturup
Önlerindeki kuma kendi yaşamlarını çizdiler,
Uzak diyarlardaki kayıp geleceklerde
Hiç gerçekleşmeyecek ölümlerini hatırlayarak,
Bir yerlerde bir müzik çalıyor
Ayın hiç batmadığı bir gök altında,
Yazın kimsenin uyumadığı
Ve kimsenin düşüp ölmediği bir yerde;
Kitap konu ve o konuyu işleyiş şekli itibariyle kesinlikle herkese göre değil ve sanılanın aksine pek aksiyon kitabı olduğu da söylenemez. Çoğunlukla oldukça durgun ilerlediğini söyleyebilirim. Dolayısıyla okuyanları hayal kırıklığına uğrattığını ve daha da öte kitabı kimsenin anlamadığını, yazarların anlatım tarzını çeviri hatası olduğunu sananları gördüm. Bu nedenle diğerleri için bu yazıyı yazmam gerektiğini düşündüm ve işte buradayız. Spoiler içermiyor, içiniz rahat olsun.
Öncelikle kitabın konusundan bahsetmem gerekirse: B. adındaki ana karakterimiz çok eski zamanlarda küçük bir halkın ferdi olan bir ailenin çocuğu. O gece düşen mavi bir yıldırımla doğuyor ve özel bir yeteneği var; normal bir insandan daha güçlü, çabuk iyileşiyor, öfke nöbetleri esnasında kendisine saldıran herkesin bilinçsizce hakkından geliyor ve öldüğünde tekrar diriliyor. Doğduğu halk savaşmayı bilmediğinden zamanında çok zulme uğramış, bu nedenle de B.'nin kendilerine gönderilen bir kurtarıcı olduğuna inanıyorlar ve bu da B.'yi kendisini bir silah olarak görmesine ve bu amaçla yaratıldığına inanmasına sebep oluyor (Bu kısımlar sanki destanmış gibi yazılmış mesela). Yıllar boyu zulme uğrayanların yanında savaşıyor. Zaman içinde kurtardıkları insanlar tarafından tanrılaştırılıyor ya da canını yaktığı insanlar tarafından şeytani, yok edilmesi gerekilen bir varlık olarak görülüyor. B. kendini ne kadar açıklamaya çalışsa da ve bir çok konuda kendini aslında geri tutsa da öyle olmadığına ikna edemiyor. Gücüne rağmen yıllar boyu kendini tanrıvari bir varlık olarak asla görmüyor ve aksine neden böyle bir güçle yaratıldığını, ne olduğunu ve kendisi gibi başkalarının da olup olmadığını sorgulayıp duruyor. Asırların yorgunluğuyla da beraber artık ölebilmeyi diliyor. Eski dönemlerde olduğu gibi